|
|
|
Anasayfa
|
Özgeçmişi |
Kitapları |
Fotoğraflar |
Video |
İletişim
|
Ziyaretçi Defteri
|
ADIGÜZEL
AĞA'NIN DESTANI
Sadık Perinçek'in dedesinin babası,
Doğu Perinçek'in dördüncü göbekten dedesi
Apçağa köyünden Adıgüzel Ağa için
yüzyıl önce yazılan destan
Adıgüzel Ağa'nın
Gemürgâp Taşyolu'nu Açmasının Manzumesi
1304 (1888)
Bu yüzyıllık bir hikayedir. Ünlü
Taşyolu'nu 16 yıl Erzincan milletvekilliği yapan
Sadık Perinçek'in dedesinin babası olan taş ustası
Adıgüzel ağa, Gemürgap taşını kırarak açmıştı.
Adıgüzel'in asıl adı Mehmet'miş. Kendisi daha
anasının karnında iken, babası savaşta şehit oluyor.
Adıgüzel doğunca, babasının adını veriyorlar. Ancak
anası acısı nedeniyle oğlunu Mehmet diye
çağıramıyor, "Adıgüzel" diyor. Böylece Apçağa'lı
şehit Mehmet'in oğlu Mehmet'in adı Adıgüzel kalıyor.
Bugün Keban Barajının suları altında kalmış olan
Gemürgap Taşyolu'nun hikayesini, Hicri 1304 (Miladî
1888) yılında, yani 120 yıl kadar önce Hacet Baba
mahlasını kullanan Molla Halilzade Mehmet Ali adında
Ergü'lü bir halk ozanı yazmış.
Sadık Perinçek, dedesi için yazılan
destanı, Harmankaya (Abrenk) yöresinde köyleri
gezerken raslantı eseri bulmuş ve eski yazıyla
kaydetmiş. Şiiri kendisine orada görevli olan
Ergü'lü bir imam veriyor.
Sadık Perinçek'in Gemürgap
Taşyolu'nu yapan büyük dedesi Adıgüzel için, hoş bir
hatıra naklediliyor. Taşyolu nice çilelerden sonra
açılıyor ve halk rahata kavuşuyor. Bir gün Adıgüzel
bu yolda oğlu ile birlikte yürümektedir. Evladı,
"Onca sıkıntı çektin, bu yoldan ne kazandın ki" gibi
bir laf ediyor. O sırada yolun karşı yönünden
değneğini sağa-sola vura vura bir ihtiyar
gelmektedir? İhtiyar, "Allah Adıgüzel'den razı
olsun. Bu yolu açtı, soyuna sopuna rahmet olsun, nur
içinde yatsın" diye kendi kendine söyleniyor.
Rahatça işitilen bu sözler üzerine Adıgüzel oğluna
dönüyor:
-İşte ben bu yolu bunun için açtım!
Adıgüzel Ağa'nın Gemürgâp
Taşyolu'nu Açmasının Manzumesi
Yazan: Molla Halilzade Mehmet Ali
Padişahı alempenah Abdülhamit Han
Keşfile alemi seyran eyledi
Rikabında hafr kırklar yediler
Güzelce sırları ayan eyledi
Halifeyi mutlak hem dahi veli
Cümle alem emrine dediler "beli"
Kalmadı cihanda bir yeri hâlî
Uzun yakın cümle imar eyledi
Alem nizamına biat eyledi
Tarikler hakkında ferman eyledi
Nüfuzu padişahla dağlar eridi
Uzak yerleri yakın eyledi
Hayli müşkül olup Eğin'in hali
Bir türlü nizama gelmiyor yolu
Mühendis n'emretse dediler "beli"
Bugün burdan, yarın şurdan söyledi
Üçü beşi bir araya geldiler
Fırat kenarına karar verdiler
Dahi meclis taan edip güldüler
Dediler tedbirde noksan eyledi
Ne mümkün yarıla Gemürgap taşı
Bir saat mesafe yücedir başı
İltizam etmeye geldi çok kişi
Hiçbiri durmayıp firar eyledi
Birkaç gün müzayde edip gezdiler
Ehli hünerlere name yazdılar
Gelen kaçar usandılar bezdiler
Rabbim sonra bize ihsan eyledi
Bir zalim taştır ki hasmını bulmaz
Padişah nüfuzu geriye kalmaz
Meclis uluları şad olup gülmez
Gönüller şehrini viran eyledi
Ad kavminden geldiler on beş kişi
İltizam etmek için gezdiler taşı
Baktılar ayyuka çıkmış dumanlı başı
Tekellüm etmeden geri gittiler
Apçağ'dan geldi bir muallim kişi
Bu zamanda yoktur emsali eşi
İltizam eyledi o kebir taşı
Mukavele edip ahdi peyman eyledi
Levazımın yapıp harta çizdi temamet
Dedi efendiler, siz sağ, ben de selamet!
Bu bir müşkül iştir, büyük alamet
Amelesin alıp azmi taş eyledi
Dediler, ya rabbena sana malum halimiz
Padişah uğruna feda olsun canımız
İnşallah dünyada söylenir şanımız
Vedalaşıp hem vasiyet eyledi
Taş karnında kıldılar bir vakit namaz
El kaldırıp hakka çok ettiler niyaz
Dediler, muradımız hasıl eyle ey gani feyyaz
Nebiler ruhuna fatiha ihsan eyledi
Besmele ile giriştiler taşa
Dediler, padişahım çok yaşa!
Hakkı hak bilen mahrum kalır mı hâşâ
Lağımlar doldurup hazır eyledi
Makdemlerinin şöhreti güzel
Mevlam ona ruhsat vermiş ma ezel
Lağımlar atılır sanki dökülür gazel
Yıkıp bir tarafın viran eyledi
Sekiz on lağımı birden atar
Kendisi havfetmez karında yatar
Yirmi dört saat taşlar arasında dumanlar tüter
Yaktı ciğerin püryan eyledi
Bir zalim taş ki bir yerinde durulmaz
Meşhur kelamdır emredenler yorulmaz
Tabip yâre görmedikçe merhem sarılmaz
Bu ciğerdeki yareye hekimler merhem eyledi
Urgan ile asılmış gökmez'I söker
Adıgüzel taşbaşında cephane çeker
Lağımlar atılır Geşo tarafına, kayalar döker
Dağları eritti, bozulup hazar eyledi
Barut yelinden bir amele Fırat'a düştü
Ömrü tamam imiş dünyadan göçtü
Hay huy deyince Kaz Kayasını açtı
Anı da kumlara zeval eyledi
Bu bir kebir kaya Geşo'ya karşı oturmuş
Eteklerin Fırat içre batırmış
Kendine mağrur olmuş, kibir getirmiş
Kibir edeni Mevla helak eyledi
Nemrut çok zaman kibir etti
Bir sinek burnundan beynine gitti
Tepesinden cevelan eyleyip öttü
Kendi emriyle kafasına vura vura helak eyledi
Bu kebir taşın ayağı Fırat'ta, arkasın avaza vermiş
Var mı içinizde Sarmaşık Kayası görmüş?
Anı da bir kahraman kül edip yarmış
Hacı Hamza imar eyledi
Bu şehrin uluları ruz-u şeb gayret ederler
Vakit vakit taşa gelip giderler
Sanki çoban olmuş, koyun güderler
Bunlar da ziyade gayret eyledi
Bu şehrin uluları dünya durdukça dura
Umumu devlette istihdam ola
Azmi kadem basıp gelirler yola
Adıgüzel çok kurban eyledi
Bu zamanda yoktur Adıgüzel gibi zeki
Barut dumanından tagyir olmaz rengi
Sanki Kars kavgası, Kerim Paşa* cengi
Vadiler, kayalar çak çak eyledi
Adıgüzel dağı yarıp eritti
İşin başında ömrün çürüttü
Gayret kahrı ciğerine kâr etti
Bi elhamdülillah tuttuğu işi baş eyledi
Yatağı çağıl yastığı taş idi
Cihanda bir acayip işe baş idi
İsmini alemde destan eyledi
Bi elhamdülillah tuttuğu işi baş eyledi
Elhamdülillah taşı yardı tamamet
Güvercinliği geçti sağ selamet
Bilmem yiğitlik mi yoksa keramet
İsmini cihanda ilan eyledi
Rûzu mahşere dek bu yol olmaz harabe
Yan yana çekilir çifte araba
Hem de bir taşı kopmamış turaba
Taşı taş üstüne bina eyledi
Fırat'tan yana çekilmiş bir çeşit duvar
Aralarında bomparta Türkçesi "gavar"
Anın arasından suları savar
Sinan kalfa gibi çok metanet eyledi
Adıgüzel diyarda okunur
Gemürgap taşından Amasya sakınır
Dahi şevketlüme ilan olmadı
Beşinci rütbeden nişan takınır
Devri ademden beri hududu kesmiş
Ayakların Fırat içre asmış
Şimdi Adıgüzel'e darılmış, küsmüş
Der ki, namusumu berbat eyledi
Ben derdim ademin bana gücümü yeter
Bende iskan olmuş çok hayvan öter
Şimdi safi oldum safilei nafileden beter
Yüzümü ayak altında türab eyledi
Adıgüzel'den hiç kimseye zarar yoktur
Dahi kontratçıların şikayeti çoktur
Akşamdan mülkünde bıraktığı sabahtan yoktur
Yevmiyeciler mülkümüzü talan eyledi
Şevketlüm gitti mülkünden bir evlek aldı
Mütebakisi de marabasına kaldı
Bazı kimseler teşekkür edip güldü
Bazısı yüzün yırttı figan eyledi
Fukaranın iltifası o idi
Yazın cem edip kışın yer idi
Padişaha dua Allaha şükrederdi
Şimdi eli koynunda hali perişan eyledi
Cümleten yazılsa bir kitap olur
Bazı kimseler zulmette kalur
Şevketlümden Hacet Baba'ya çok ihsan gelir
Bir kelamın yerin beyan eyledi
Aklım perişan mevludum olmadı doksan
Kış tedarikinden çok şeyler noksan
Bari kömürüm yok ki rahat olup yaksam
Düyunum sorarsan zarar eyledi
Mahlasım Hacet'tir ismim Muhammet
Şefaat penahım Hüdanın habibi Ahmet
İnşallah ahiret mülkünde çekmezem zahmet
Bin selavat bir anda delil eyledi
Yaradan hıfz eyle Güzel'i yavuz gözden
Çok kimseler türab oldu bu yüzden
Hediye maşallah demektir bizden
Dilde yeni mizanda kerat eyledi
Tariki Hamid'dir Gemürgap taşı
Şimdiden sonra lafur dursun uzanan başı
Her ana doğurmaz böyle kahraman kişi
Gören ibret alıp çok senalar eyledi
Ömrü efsun olsun Kaymakam Bey bulsun kemali
Ruhu mahşerde görsün hakkın cemali
Şükran nimettir salih ameli
Umuru devlette ömrün kütah eyledi
Mansubu Kaymakam tedbiri paşa
O zatı şerife küçük mesnet değildir haşa
Adıgüzel iltizam eyledi haşa
Levazımının noksanı tamam eyledi
Ol zatı pakin bilemedim ismini
Mevla pis nefesten hıfz eylesin bahtını
Kahhar İsmail'e kahr etsün düşmanını hasmını
Yaradan taş hasmın sebeb eyledi
İbrişim döşek üstünde özü
Tekelenmiş uyku almazdı gözü
Bu hicrin merakı ile geçirdi yazı
Bi elhamdülillah Adıgüzel taşı tamam eyledi
Şükür Kaymakam Bey kurtuldu meraktan
Şimdi kervan gelsün Şam'dan Irak'tan
Hak razı olsun üstadından çıraktan
Yüce dağlar kışından halas eyledi
Piri fani oldum gözlerim yazı görmez
Düş kucağımda gelir o da aklımda kalmaz
Evladına hasret olanın zihni tam almaz
Hacet Baba kusurundan zarar eyledi
Kazamız Eğin karyemiz Ergülü
Dünya şakulu lal eyledi bu dili
Mühendisler mülkümüze düşürdü yolu
Molla Halilzade Mehmet Ali
*Kerim Paşa Cengi: 1878 Osmanlı-Rus savaşındaki önemli bir savaş.
Alem pena: Cihanın sığındığı yer
Seyran: Seyretme, bakma
Rikab: Boyun, gerdan
Hafr: Toprağı kazma
Beli: Evet
Hali: Boş
Biat: İtaat etmek
İltizam: Kendi üzerine lazım saymak, üstlenmek
Ad: Yemen tarafında yerleşmiş eski bir kavim
Ahdü peyman: yemin
Taşın karnı: taşın boşluğu
Niyaz: Yalvarma
Gani: Çok
Feyyaz: Bereket veren
Nebi: Kitap sahibi olmayan peygamber
Makdem: Geliş
Nusret: yardım
Havf: Korku
Hızar : Biçmek
Zeval: Yokolma
Ruzü şeb: Gece gündüz
Mihman: Konuk
Safile: Aşağı, sefil
Mevlud: Belli bir süre
Düyun: Borçlar
Türab: Toprak
Efsun: Büyü
Mansub: Tayin edilmiş
Yavuz: Pek sert, yaman
Ayyuk: Göğün en üst yeri
Anasayfa
|
Özgeçmişi |
Kitapları |
Fotoğraflar |
Video |
İletişim
|
Ziyaretçi Defteri
|
|