DOĞU PERİNÇEK'İN
MALVARLIĞI
"Mal mülk sahibi olmak, bana can sıkıntısı verir"
"Devlet adamları fakir ölmelidirler ki, idare ettikleri
milletler zengin ve mesut olsunlar. Devlet adamları cep doldurmaya
kalkarlarsa millet, fakir, bedbaht olur, dava hezimete uğrar.
Fakirlik içinde ölmek, devlet adamının, hele ihtilal şeflerinin
süsüdür. İhtilal şefleri, devlet adamları fakirlikle taçlanırlar."
Türkiye cumhuriyeti'ni mal mülk peşinde koşanlar değil, hayatını
milletin istiklali için ortaya koyan devrimciler kurdu. Ve o
Cumhuriyeti bugün hortumcular ve mal mülk düşkünleri yıkmaktadırlar.
Bu büyük bir tarihi derstir ve Türk Devrimi'nin bilançosudur.
MAL MÜLK SAHİBİ OLMAK GİBİ BİR AMACIM OLMADI
4 Şubat 2006 günü basın mensuplarını oturduğum eve davet ederek, mal varlığı
ve yaşam tarzı konusunda sohbette bulundum. Söylediğim şuydu:
Bu dünyaya geldiğim gibi gideceğim. Hiçbir taşınmaz malım yoktur. Evim,
arsam, yazlığım, bankada param vb bulunmuyor. Bundan dolayı hiçbir
eksiklik duymuyorum.
Benim ve eşimin, taşınır mal olarak, 10 bin kadar kitabımız, bir
piyanomuz, bağlamamız, curamız ve gördüğünüz gibi basit ev
eşyalarımız bulunuyor. Bir de benim için maddi değil fakat sanatsal
değerleri olan Fikret Otyam, Rasin, Abidin Dino,Prof. Dr. Aydın
Ayan, Muharrem Pire, Erhan Yalvaç ile bir Çinli ve Rus ressamın
tabloları ve Saim Bugay'ın Kızılderili Reisi heykelimiz var.
Eşim ve ben işçi emeklisi aylığı alıyoruz. Ayrıca onun Atatürk'ün
Bütün Eserleri Genel Yayın Yönetmeni aylığı ve benim kitaplarımın
telif gelirleri var. Gül gibi geçinip gidiyoruz. Toplumun
sıkıntılarını paylaşmak, erdemli ve vicdanlı bir insan olmak için
yararlıdır; iyidir.
Banka cüzdanım, çek defterim, kredi kartım yoktur.
Vicdanımdaki hesap, biricik hesabımdır.
Borcum, milletime ve insanlığadır. Her gün başka insanların emeği
sayesinde var olduğumu duyarak yaşarım.
Bütün mal varlığım, bilincimde biriktirdiklerimdir ve yürek
atışlarımdır.
Varlığımı Türkiye halkına ve dünya emekçilerinin varlığına adadığım
için tarif edilmez bir mutluluk duyuyorum.
Hayatımın hiçbir döneminde mal mülk sahibi olmak gibi bir amacım
olmadı. Hatta mal mülk sahibi olmak, bana can sıkıntısı verir. Yunus
Emre'nin
"Mal da yalan mülk de yalan
Var biraz da sen oyalan"
dizelerindeki tavrını paylaşıyorum.
CUMHURİYETİN VE HZ MUHAMMED'İN MAL VARLIĞI FELSEFESİNİ
HATIRLATIYORUM
Bu açıklamam üzerine, basında "Perinçek biraz da kendisine baksaydı"
türünden yazılar çıktı. Bu yorumları, Cumhuriyetimizin bugün içine
düştüğü çürümenin basındaki yansımaları olarak değerlendiriyorum.
Para peşinde koşmayan devlet adamlarını yadırgayan yazarlarımıza,
Atatürk Devrimi'nin önde gelen düşünürlerinden Mahmut Esat
Bozkurt'un, Hz Muhammed'in hayatını anlattıktan sonra özetlediği
tarih dersini hatırlatıyorum:
"Devlet adamları fakir ölmelidirler ki, idare ettikleri milletler
zengin ve mesut olsunlar. Devlet adamları cep doldurmaya kalkarlarsa
millet, fakir, bedbaht olur, dava hezimete uğrar. Fakirlik içinde
ölmek, devlet adamının, hele ihtilal şeflerinin süsüdür. İhtilal
şefleri, devlet adamları fakirlikle taçlanırlar." (Atatürk İhtilali
I-II, Kaynak Yayınları, düzeltilmiş dördüncü basım, Nisan 2003, s.
66)
Hz Muhammed'in hayatından, Cumhuriyet devrimcilerinin çıkardıkları
ders budur.
12 yaşındaki küçük oğlum Can Perinçek, bu satırları okuyunca,
"müthiş" dedi.
Atatürk Cumhuriyetinin felsefesi buydu.
Şimdi bu felsefe niçin hor görülmektedir?
Herkesi düşünmeye davet ediyorum.
DÜNYANIN TADI
Tartışma, mutluluğu nasıl tanımladığımızla ilgilidir.

Benim mutluluk tanımım; eşim, çocuklarım, sevdiğim insanlarla
beraber olmak; bilimsel çalışma yapmak; müzik, spor, tiyatro gibi
sanat ve kültür faaliyetlerine katılmak; Türkiye halkına ve dünya
emekçilerine hizmette bulunmaktır. Dünyanın tadını buralarda
buluyorum.
Han ve hamam sahibi olarak yaşayabileceğim bir mutluluk keşfetmiş
değilim. Mevcut emperyalist kapitalist sistemin tüketim kalıplarına
esir olmayı budalalık olarak görürüm. Basit ve sade yaşamaktan zevk
alırım.
Lise çağlarımdan beri mal ve mülke, tapuya ve paraya merak sarmadım.
Elime geçen her şeyi arkadaşlarımla dostlarımla paylaştım. Bundan
sevinç duydum.
SİSTEMİN MAKAM VE OLANAKLARINI REDDETTİM
Eğer paraya ve mala merak etseydim. mevcut politikacıların hepsinden
çok daha erken, çok büyük olanakları elde edebilirdim.
Babam Sadık Perinçek, Adalet Partisi Genel Başkan Yardımcısı idi ve
16 yıl milletvekilliği yaptı.
Dayım Turhan Olcaytu, komutanlarının "Genelkurmay Başkanı olabilir"
diye sicil verdikler bir generaldi.
Hukuk Fakültesi öğretim kadrosuna girdim, Çok erken yaşta doktora
yaptım ve geleceği çok parlak bir bilim adamı olarak görüldüm. Önüm
açıktı ve sistem içinde her makam ve imkana ulaşmak için çok
davetler aldım, çok kapılar açıldı.
Ancak bunlara itibar etmeyi bir an bile düşünmedim, sistemin adamı
olmayı reddettim. Hayatımı halkın geleceğiyle paylaşma, halkın
yönettiği bir Türkiye'de yaşama ve bunun için mücadele yolunu
seçtim; Bilimsel Sosyalizmi benimsedim.
Bu emperyalist-kapitalist sisteme karşı örgütlü mücadelede yer
aldığım için, babamın siyasal konumunun devamına, dayımın
tümgenerallikten üst görevlere terfi etmesine engel olmuş bulundum.
Bazılarının ulaşmak için taklalar attıkları mevki ve makamları,
yalnız kendim için değil, yakınlarım için de reddetmiş oldum. Bundan
yakınmadılar ve benim değerlerime değer verdiler; saygı gösterdiler.
Böyle bir aile yapısı içinde büyüdüm.
Dört kuşakla hapis yattım ve işkencelerden geçtim ama, en büyük
mutlulukları, en büyük sevinçleri yaşadım. Dünyanın en büyük
zenginliklerini, saray ve mülklerini, devrimci yaşama değişmem.
Parayla saadet peşinde koşmayı bir zavallılık ve ilkellik olarak
görüyorum.
CUMHURİYETİ KİMLER KURDU KİMLER YIKIYOR
Türkiye Cumhuriyeti'ni mal mülk peşinde koşanlar değil, hayatını
milletin istiklali için ortaya koyan devrimciler kurdu. Ve o
Cumhuriyeti bugün hortumcular ve mal mülk düşkünleri yıkmaktadırlar.
Bu büyük bir tarihi derstir ve Türk Devrimi'nin bilançosudur.
Bizim kurduğumuz cumhuriyet, özel çıkarı değil, milletin ortak
çıkarını esas alıyordu. Emperyalizmin ve kapitalizmin Atlantik
sistemine dahil edildikten sonra, Cumhuriyetin değerleri yıkıma
uğradı. Artık bugün politikacıların mal varlığı konuşuluyor.
Türkiye'nin son elli yılına bakınız, belli siyasal mevkilere
gelenler hep küpünü dolduruyor. Sistem böyle kurulmuş.
Bu sistem, kendisine teslim olan sıradan politikacıları insanlıktan
yoksun bıraktığı gibi, halka da kendi bencil ve yırtıcı değerlerini
aşılıyor.
CUMHURİYETİ KİMLER KURTARACAK
Ve bu tarihi ders bir gerçeği daha ortaya koyar: Yıkımla karşı
karşıya gelen Cumhuriyetimizi, mal mülk düşkünleri değil, mal ve
mülke değer vermeyenler kurtaracak ve yeniden yapılandıracaktır.
Yalnız bizim cumhuriyetimizi mi, insanlığı kurtaracak olanlar da, aç
gözlü çıkarcılar değil, hayatını halkla paylaşanlardır.
ÖZEL ÇIKAR SİSTEMİNİN SONU
KAMUCULUK GELİYOR
Hükümeti yönetenlerin mal varlıklarından daha önemli olarak, bugün
insanlığın bu açgözlü, özel çıkar ve bireysel kar sistemiyle ne
hallere düştüğünü ve nereye varacağını tartışmak gerekiyor.
Özel çıkar ve bireysel kar sisteminin sonuna gelinmiştir. Çünkü bu
sistem, insanı yalnızlaştırdı, yırtıcılaştırdı, birer budala ve akıl
hastası haline getirdi.
Özel çıkar ve bireysel kar sistemi, dünyanın damını deliyor; doğayı
yıkıma uğratıyor; insanlığın artık bu sistem içinde gideceği bir yer
kalmamıştır.
İnsanlık ancak büyük kolektif projelerle ve kamu mülkiyetiyle
çözeceği sorunlarla karşı karşıya gelmiştir.
Dr. Doğu Perinçek
İşçi Partisi Genel Başkanı
Anasayfa
|
Özgeçmişi |
Kitapları |
Fotoğraflar |
Video |
İletişim
|
Ziyaretçi Defteri
|