|
|
|
Anasayfa
|
Özgeçmişi |
Kitapları |
Fotoğraflar |
Video |
İletişim
|
Ziyaretçi Defteri
|
Necdet Uğur ve Suphi Karaman'ın
anlattıklarından [19 Mayıs 2010]
Doğu Perinçek'in yakın tarihe
ışık tutan incelemesi:
İNÖNÜ VE SUPHİ KARAMAN'IN DENİZLERİN İDAMINA KARŞI
MÜCADELELERİ

1990’lı yılların başıydı, 1991 veya
1992 olabilir. Değerli gazeteci Sayın Leyla Umar,
bizleri evine yemeğe çağırmıştı. Eski İçişleri ve
Millî Eğitim Bakanı ve bir zamanların CHP Genel
Sekreteri Sayın Necdet Uğur ve eşi ile Sayın Mehmet
İsvan ve eşi bir de Şule ile ben vardık. Hepimiz
yedi kişi. Sayın Umar’ın zarif konukseverliğiyle çok
güzel, derin sohbetlerle unutulmaz bir akşamdı.
Sohbet sırasında, Sayın Necdet Uğur, İsmet Paşa’nın
Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idamına karşı verdiği
mücadeleyi anlattı.
ECEVİT İNÖNÜ'NÜN KONUŞMA ÖNERİSİNİ KABUL ETMİYOR
Sayın Bakan Necdet Uğur’un anlattıkları şöyle: Deniz
Gezmiş, Yusuf Arslan ve Hüseyin İnan’ın idam
hükümlerinin infazının onaylanması konusu, TBMM
gündemine gelince, Sayın İsmet İnönü büyük
duyarlılık gösteriyor. CHP’nin grup yöneticilerini
topluyor. Meclis’in idamın infazını onaylamaması
için, CHP olarak büyük bir mücadele talimatı veriyor
ve neler yapılacağını konuşuyorlar. Toplantının
sonunda İnönü, CHP
grubu adına Sayın Bülent Ecevit’in konuşmasını
istiyor. Ancak Ecevit, bunu kabul etmiyor. Onun
üzerine Sayın İnönü, Sayın Necdet Uğur’a dönüyor ve
“O zaman sen konuş Necdet” diyor ve konuşmanın
içeriğiyle ilgili bazı vurguları da bizzat not
ettiriyor; “Şunu şunu şunu mutlaka söyleyeceksin”
diyor.
UĞUR'UN MECLİS'İN HAVASINI DEĞİŞTİREN KONUŞMASI
Sayın Necdet Uğur,idam konusu gündeme gelince, CHP
adına İnönü’nün talimatıyla etkili bir konuşma
yaptığını belirtti. Hatta “Belki de hayatımın en
vurucu konuşmalarından biriydi. Meclis’te birden
olumlu bir hava esti” diye ekledi. “Keşke Meclis
tutanaklarından alınıp yayımlansa” diye de bir
arzusunu dile getirdi.
Necdet Uğur, konuşmasının CHP grubu sıralarından ve
dinleyici locasında oturan Senato üyesi 27 Mayıs’ın
tabii senatörleri tarafından uzun uzun ve hararetle
alkışlandığını söyledi. Devamını şöyle anlattı:
İNÖNÜ UĞUR'U ALKIŞLAYARAK KÜRSÜYE YÜRÜYOR
“Kürsüden iniyorum. Bir baktım İnönü oturduğu yerden
kalkmış, iki elleri havada alkışlaya alkışlaya bana
doğru geliyor. Beni bütün Meclis’in önünde hararetle
kutladı. Adeta tezahürat yaptı. Bütün Meclise ‘Bu
konuşmanın arkasında ben varım’ mesajını verdi. Uzun
yıllar Meclis’te İsmet Paşa ile çalıştım; çoğu zaman
aynı sırada yanında oturdum. İnönü’nün herhangi bir
konuşmadan sonra sırasını terk edip, koşa koşa
kürsüye giderek herhangi bir konuşmacıyı tebrik
ettiğini hatırlamıyorum.
İsmet Paşa’nın bu tutumu, o gün Meclis’te bulunan
herkesin dikkatini çekti. Herkes anladı ki, İsmet
Paşa, Deniz Gezmiş’lerin idam edilmesine şiddetle
karşı.”
ORHAN BİRGİT'İN KURTUL ALTUĞ'UN PROGRAMINDA
SÖYLEDİKLERİ
Sayın Orhan Birgit’in, Kurtul Altuğ ağabeyin Ulusal
Kanal’daki programında söylediklerini dinmeseydim,
bu anıyı yazmak aklıma gelmeyecekti. Sayın Bakanımız
Birgit’in 9 Mayıs günü söyledikleri, Necdet Uğur’un
anlattıklarıyla doğal olarak örtüşüyor. “Doğal
olarak” derken, Cumhuriyet’in yetiştirdiği dürüst
siyasetçi
kuşaklarındaki gerçeğe sadakat bilincine işaret
etmek istiyorum. Birgit, İsmet
Paşa’nın öğrencilerinden biri olarak, Deniz
Gezmişlerin idamına karşı mücadelesini
özetledi. İsmet İnönü’nün bu mücadeleyi aynı zamanda
“CHP grubunda idamı isteyen kuvvetlerle dirsek
teması içinde bulunanlara karşı” yürüttüğünü de
belirtti. Çoğumuz unutmuşuz, CHP milletvekilleri
içinde idama karşı Anayasa Mahkemesi’ne gidilmesine
karşı olanların bulunduğunu da hatırlattı. İsmet
İnönü, onlara rağmen, Grupta Anayasa Mahkemesi’ne
başvuru kararını oybirliğiyle çıkartıyor.
SUPHİ KARAMAN'IN ANLATTIKLARI
27 Mayıs Devrimi önderlerinden, 20 yıl Tabi
Senatörlük görevi yapan, İşçi Partisi Genel Başkan
Yardımcısı olarak aramızdan ayrılan, E. Kur. Alb.
Suphi Karaman ağabeyden birkaç kez dinlemişimdir.
Gazete veya dergilere anlatmış olmalı. Deniz
Gezmiş’lerin idamının infazının onaylanması Millet
Meclisi’nden geçtikten sonra Cumhuriyet Senatosu’na
geliyor. Malum, TBMM iki ayaklı o zaman. 27 Mayıs
Devrimi’ni yapan Tabii Senatörler, en başta Suphi
Karaman olmak üzere, infazı onaylayan kararın Millet
Meclisi’nden geçmesi üzerine derhal harekete
geçiyorlar. Amaçları Senato’dan idamlara karşı bir
karar çıkartmak. Devamı için Suphi Karaman’a kulak
verelim:
VAY ANAM VAY
“Senato’dan idama karşı bir karar çıksa, infazın
onayı Anayasa gereği Millet Meclisi’ne geri gidecek,
uzun zaman kazanacağız. Görüyoruz, 12 Mart
cuntasının o koyu terör havası dağılıyor. İnönü’nün
de büyük gayreti var. Adalet Partisi grubunda idama
oy vermeyenler oldu, konuşuyoruz sayıları artacak.
Senato’da imzaları toplamaya başladık. 27 Mayıs’ın
tabii senatörlerinin hemen hepsi, bir ikisi dışında
(isimlerini verdi), hemen imzaladılar. CHP’li
senatörler imzaladı. Cumhurbaşkanı kontenjanından
gelenlerden imzalayanlar var. Çoğunluğu sağlamak
için dört kişi kaldı. Kesin çoğunluğu sağlayacağız,
kaldı ki oylamaya katılmayacaklarını söyleyenler de
var. İçimizdeki kasvet gidiyor, mutluluktan
uçuyoruz. Deniz’i tanıyorum, nasıl seviyorum,
oğullarımdan farksız, hatta o an oğullarımdan daha
çok seviyorum. Biz bu iş bitti diye sevinç
içindeyiz. Aniden
o haber, Jandarma Genel Komutanı Org. Kemalettin
Ekener’i kaçırma girişimi oluyor.
İdama karşı oy verenlerden bazıları geliyor ve
imzalarını geri çekiyorlar. 27 Mayısçıların ve bir
grup CHP’li senatörün oyları yetmiyor. İnfaz
Senato’dan geçiyor ve içimizde dağlar yıkılıyor. Vay
anam vay.”
Suphi Ağabey, yüreğiyle konuşurdu; duygulu ve
coşkulu bir devrimciydi. Ama
aynı zamanda çok iyi bir kurmaydı; seçkin bir
zekâydı. Şöyle devam etti:
“Org. Kemalettin Eken’i kaçırma eylemini yapan o
çocuklar, kuşkusuz Denizleri
kurtaracağız diye bu işe kalktılar; ama Denizleri
astırmak isteyenler; idama karşı çıkanlardan
bazılarını ve kamuoyunu o eylemle ikna ettiler.
‘Gördünüz mü’ dedi 12 Mart cuntası, ‘bunlar ıslah
olmaz, bunlara ibret lazım; şiddet lazım.’ O ibrete,
o şiddete kurban verdik Denizlerimizi.”
27 MAYISÇILAR VE DENİZ GEZMİŞLER
Deniz Gezmiş, 1968 kuşağının en 27 Mayısçı
önderlerindendi. Eylemlerine, bildirilerine,
açıklamalarına, mahkemedeki savunmasına bakarsanız,
27 Mayıs Devrimciliğinde herkesin önünde olduğunu
görürsünüz.
Eylemlere bakınız, 27 Mayıs Devrimi’nin önderleri
ile Deniz Gezmişlerin kol kola, omuz omuza yürürken
o kadar çok resimleri vardır ki. En zor günlerde
devam etmiştir o yoldaşlık.
27 Mayıs’ın Tabii Senatörleri, Deniz Gezmişlerin
idamına karşı mücadele edenlerin başındaydılar.
Bugün Deniz Gezmiş edebiyatı yapanlar, Deniz
Gezmişleri astırırken,
27 Mayıs Devrimcileri Denizlere siper olmuşlardır.
27 MAYIS'IN ELLİNCİ YILINA GELDİK
27 Mayıs’ın ellinci yılına geldik.
Neoliberal takımı, 27 Mayıs devrimi ile 12 Mart, 12
Eylül Amerikancı darbelerini aynı sıraya koyuyorlar.
Oysa 27 Mayıs’ı idam edenler, 12 Mart ve 12
Eylülcülerdir. 27 Mayıs’ın Anayasası’nı ipe
çekmişlerdir; 27 Mayıs’ın getirdiği özgürlüklerin
boynunu vurmuşlardır ve 27 Mayıs’ın genç
devrimcilerini vurmuş kırmış, zindanlara tıkmış ve
idam etmişlerdir.
12 Mart ve 12 Eylül Amerikancı darbeleri, en ağır
darbeyi Türk Ordusu’na indirmişlerdir.
12 Mart’ta 1500; 12 Eylül’de 2000 kadar devrimci
subay Ordudan atılmıştır. Bugünün 12 Mart ve 12
Eylülcülerinin yürüttüğü Ergenekon operasyonu,
darbenin de ötesinde Türk Ordusu’nu savaşmadan esir
alıyor.
Anasayfa
|
Özgeçmişi |
Kitapları |
Fotoğraflar |
Video |
İletişim
|
Ziyaretçi Defteri
|
|