Sosyal demokrasi, Türkiye’de
kıblesini kaybeden Atatürkçülüktür. Kemalist Devrim
rotası terk edilince, Pensilvanya-Washington rotası
kaçınılmaz oluyor.
İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu
Perinçek, yarım yüzyıllık arkadaşı Sayın Deniz
Baykal’a açık mektup yayınladı. İşçi Partisi Genel
Sekreteri Hasan Basri Özbey, Ankara’da düzenlediği
basın toplantısında Perinçek’in mektubunu kamuoyuna
ve basına açıkladı. Sayın Doğu Perinçek’in,
mektubunu aşağıda sunuyoruz.
ÖZETLER
• Operasyonu başarılı kılan, Baykal oldu.
“Pensilvanya’dan aldığı mesajın samimiyetine
inandığını” açıkladığı an, operasyon tamamlanmıştı.
• Aslında Baykal, Pensilvanya politikasını açıkladı.
Bütün milletin önünde Fethullah Hoca’yı akladı.
Cemaat, bu kez tahtının bir ayağını da CHP’nin
sırtına oturttu. Cemaat medyasına göre, Deniz Baykal
Pensilvanya’ya biat etmişti. Açıklamanın nesnel
sonuçları budur. Eğer Baykal, Fethullah Hoca’yı
aklamadı ise, bunu açıklamalıdır.
• Kemalist Devrim rotasının haritasına iyi bakın,
orada Pensilvanya diye bir selamlama makamı
gözükmüyor. Orada yazılı olan şudur: “Türkiye,
şeyhler, dervişler, müritler, mensuplar ülkesi
olamaz.” Haçlı irticanın tertipler ve zorbalıklar
ülkesi de olamaz.
• CHP, “kansız iç savaş” koşullarına göre vaziyet
alamadığı için, tertibe ilk tepkisi, ucuz gündem
değiştirme girişimi oldu. Pensilvanya’nın
samimiyetine iman edenler, parmaklarını Mustafa
Sarıgül’e uzattılar.
• Artık bu tür yöntemler, Türkiye’de geçerli
değildir. Bundan sonra AKP’nin zorbalık ve şiddeti,
Mustafa Kemal Paşa’nın kelleyi koltuğa alan
devrimciliğiyle alaşağı edilebilir. Herkes kendi
tecrübesiyle bu gerçeği anlayacaktır.
• Altı Ok’un devrimciliği, geçmiş bir hatıra
değildir. 1927’deki gibi “Muhafaza ve müdafaa” ruhu
değildir. Bugün devrimci olmaktır. Bugün devrim
yapmaya hazır olmaktır. Türkiye’nin devrimle
çözülmesi kaçınılmaz sorunlarına, devrimci tavırla
yaklaşmaktır. Eskiden İsmet Paşa’nın bir çizmesi
vardı. CHP, o çizmeyi müzeye kaldırmıştır. Hatta
müzede bile durduğu şüphelidir. Çünkü o çizmeden
adına “demokrasi” denen, Gladyo-Mafya-Tarikat rejimi
adına utanmaktadır.
BAYKAL’IN PENSİLVANYA POLİTİKASI
OPERASYONU BAYKAL BAŞARILI KILDI
Baykal’ı hedef alan operasyon ne yazık ki başarıya
ulaştı.
Operasyonu başarılı kılan, Baykal oldu. Tek bir
sözüyle! “Pensilvanya’dan aldığı mesajın
samimiyetine inandığını” açıkladığı an, operasyon
tamamlanmıştı.
Baykal, o cümlesiyle istifa konuşmasının bütününü
geçersiz kıldı. Pensilvanya mesajından sonra, artık
“meydan okumalar” falan hepsinin içi boşalmıştı.
Baykal’ın hayatında yaptığı en etkili ve içerikli
konuşma, o anda bir biat ilanına dönüştü.
DEVLET ADAMLIĞINDA ŞİFRE OLMAZ
Baykal’ın Fethullah Hoca’nın ismini bile söylemeyip
“Pensilvanya” şifresi kullanması dahi büyük bir
zaaftır. Böyle kritik konular, devlet adamları
tarafından şifrelerle açıklanmaz. O ki Baykal,
Fethullah Hoca’nın “samimiyetine inandığını”
açıklayacaktı, o zaman mertçe adını vermeliydi. Ne
var ki, mesaj, Fethullah Hoca’dan değil, bir
aracıdan gelmiş. Bu bile, Baykal’ın çok olumsuz bir
durumda bulunduğunu gösterir. En azından bu durumu
kabul etmemesi gerekirdi.
BAYKAL’IN FETHULLAH HOCA’YI AKLAMA POLİTİKASI
Pensilvanya mesajının nezaketen söylendiği görüşü de
var.
Keşke öyle olsaydı!
Baykal’ın her cümlesi düşünülmüş taşınılmıştı. Belki
de ilk kez elindeki yazılı metinden ayrılmadı.
Baykal’ı tanıyanlar bilir, Pensilvanya açıklamasını
da kuşkusuz tartarak yazdı o kâğıda.
Aslında Baykal, Pensilvanya politikasını açıkladı.
Bütün milletin önünde Fethullah Hoca’yı akladı.
Cemaat, bu kez tahtının bir ayağını da CHP’nin
sırtına oturttu. Cemaat medyasına ve yorumlara
dikkatli bakın, onlara göre, Deniz Baykal
Pensilvanya’ya biat etmişti. Açıklamanın nesnel
sonuçları budur. Baykal, sözlerinin nereye
varacağını hiç şüphesiz hesaplamıştır. Eğer Baykal,
Fethullah Hoca’yı aklamadı ise, bunu açıklamalıdır.
Bu yükle dolaşamaz.
BİAT ASLINDA WASHINGTON’A
Biat kavramını abartılı bulanlar olabilir.
Unutulmasın ki, Pensilvanya bir eyalettir; bağlı
olduğu merkez, Washington’dur.
Biat, Pensilvanya üzerinden Washington’a oldu.
Bu tavır, CHP çevrelerindeki hayallerden besleniyor.
Bu çevreler, ne zamandır ABD’nin Tayip Erdoğan’ı
“deliğe süpürme” kararı aldığı umutlarını
mırıldanıyorlar. Yaralanan CHP, Baykal’ın ağzından
bu “umuda” sarıldı. “Komplonun arkasında iktidar
var” idi; Pensilvanya ise tertemizdi ve samimi idi.
TERTİBİ RTE’NİN “ROMAN KARDEŞLERİ” Mİ YAPTI
Peki CHP Adana Milletvekili Tacidar Seyhan’ın
saptadığı
- O yerleştirilen kameralar,
- O kamu malı yüksek kayıt teknolojisi,
- O 45 yerde yapılan montajlar vb.
Bu profesyonel denen becerileri gösteren kim?
Sonra o suikast ihbarı mektubunun zaman ayarının
faili?
Tayip Erdoğan’ın “Kasımpaşa sırtlarında birlikte
büyüdüğünü” söylediği “Roman kardeşleri” mi?
BASININ ÖRGÜTLÜ YAYINI MERKEZİ ELE VERİYOR
Peki Amiral gemisi dahil, bütün medyanın
yelkenlerine o rüzgarı veren kimdi?
Yalnızca özel hayata kamerasını uzatan yüksek
teknolojiye takılmayın, dört koldan kamuoyu imal
eden mekanizmaya dikkat ediniz.
Polis içindeki F tipi örgütlenme, MİT içindeki F
tipi elemanlar, ABD’den gelip merkeze yerleşen 35
kişilik yüksek heyet olmadan, böyle kapsamlı bir
operasyon yürütülemez. Her şey açık.
CHP “KANSIZ İÇ SAVAŞA” HAZIR DEĞİL
CHP, içine girilen “kansız iç savaşa” hazır değil.
Bu yüzden her yumruğu şaşkınlık ve çaresizlikle
karşılıyor.
Kaldı ki, sürecin “kansız” olduğu da Wall Street
Journal’in bulunduğu konumdan gördüğü manzaradır.
Mayına basan, karakollarda kurşun yiyen Mehmetçiğin
kanı, Batı merkezlerine göre “kan” değildir. Herkes
şehit cenazelerine alıştırıldı zaten. İstanbul,
Ankara, İzmir, Mersin ve Antalya’nın sosyete
kulüplerinde asayiş berkemal nasıl olsa. Washington-Pensilvanya
hattındaki siyaset o kulüplerde yapılıyor şu anda.
Ama böyle gitmeyeceği de açıktır.
CHP, “kansız iç savaş” koşullarına göre vaziyet
alamadığı için, tertibe ilk tepkisi, ucuz gündem
değiştirme girişimi oldu. Pensilvanya’nın
samimiyetine iman edenler, parmaklarını Mustafa
Sarıgül’e uzattılar. O basın toplantısının Deniz
Baykal’ın talimatıyla yapıldığı Hürriyet
gazetesindeki haberin satır aralarında vardı; aynı
koğuşta kaldığım Hikmet Çiçek arkadaşıma söyledim.
İki gün sonra Fatih Çekirge yazdı. Baykal, Önder
Sav’ı o ağır ve temiz olmayan göreve yönlendirmişti
(Hürriyet, 10 Mayıs 2010). Kanımca, o basın
toplantısı CHP tarihinde bir leke olarak kalacaktır.
O kadar aklı başında adamın masanın arkasına dizilip
bu ayıba ortak olması, yalnız şaşkınlık ve
çaresizlikle açıklanamaz.
BAYKAL KLASİĞİ
Bu, bir Baykal klasiğidir. Derin krizin dalgalarını
sistem içi taktiklerle aşmaya yönelir. Baykal, kriz
döneminin devrimci siyasetçisi olmalıdır. İstikrar
dönemlerinin politikacılığı artık onun için
geçersizdir. Batı’nın programa dayanan değil,
yüzeysel taktiklerle yürütülen politika okulu içinde
kazanılan yetenekler bugün çare değildir. Örneğin
Tayip Erdoğan’ı başbakan yapan hukuk rezaletine
ortak olmak veya 2007 baharında 370 toplantı
nisabına sarılarak ulaşılacak bir hedef yoktur.
Tarihte, hiçbir büyük sorun böyle usul ve hukuk
oyunlarıyla çözülmemiştir; nitekim çözülemedi. Ama
bugünün Türkiye’sinde bunların hiçbiri geçerli
değildir. Artık Türkiye’de, AKP’nin zorbalık ve
şiddeti, Mustafa Kemal Paşa’nın kelleyi koltuğa alan
devrimciliğiyle alaşağı edilebilir. Herkes kendi
tecrübesiyle bu gerçeği anlayacaktır.
DEVRİMCİLİK “BABAANNEMİZİN RESMİ” OLURSA
Baykal, Pensilvanya’yı aklayan açıklamasıyla
Türkiye’nin içine girdiği süreci anlamak eğiliminde
olmadığını gösteriyor. Veya süreci anlamıştır ve
sürece boyun eğerek cevap üretiyor.
O açıklamayı sonuçlarını bilerek yapmış olması çok
daha ağır bir sorumluluktur. Millet adına üzücüdür
ve yazıktır. Tertibe Fethullah Hoca’ya el uzatarak
cevap verme girişiminin sonu, tertibin altında
kalmak olur.
CHP, Atatürk Devrimciliği için “babaannemizin resmi
gibi duvarda asılı duruyor” anlayışına gelmişti.
Oysa o Atatürk Devrimciliğinin günleri gelmiştir.
Altı Ok’un devrimciliği, geçmiş bir hatıra değildir.
Tutuculuk değildir. 1927’deki gibi “Muhafaza ve
müdafaa” ruhu değildir. Bugün devrimci olmaktır.
Bugün Türkiye’nin kapısını çalan devrimi yapmaya
hazır olmaktır. Türkiye’nin devrimle çözülmesi
kaçınılmaz sorunlarına, devrimci tavırla
yaklaşmaktır. ABD’nin gücünü büyütmüş ve çaresiz
kalmıştır.
İSMET PAŞA’NIN ÇİZMESİ MÜZEDEN BİLE KALDIRILDI
Baykal ve yakın çevresindeki CHP yöneticileri, Wall
Street Journal’in yazdığı “Türkiye’de kansız iç
savaş” tahlilini görmek istemiyorlar. Türkiye
tutuşmuş yanıyor. Ama onlar ateşle imtihana hazır
değiller. Türkiye’nin bir şiddet ve zorbalık
döneminin içine girdiğini zaman zaman söylüyorlar.
Ama bu ortamın gerektirdiği devrimci siyaset ve
eylemden uzak durma alışkanlıklarını sürdürüyorlar.
Recep Tayip Erdoğan’ı Hitler’e benzetiyorlar, ama
Hitler’in Almanya’yı dört kez seçime götürerek kanlı
bir rejime sürüklediğini hatırlasalar rahatları
kaçacak. O zaman en iyisi hatırlamamaktır.
Halk, Atatürk’ün devrimciliğini terk eden CHP
açısından yalnız sandık başında vardır. Seçime,
Hitler taklitçisi bir hükümetle giderek
karşılaşılacak sonuçları akıllarına getirmek
istemezler. Halkın gücünü seferber ederek, Tayip
Erdoğan-Gül iktidarının fiyakasını bozmayı
düşünmezler. Çünkü o zaman sistemin taşları yerinden
oynamış olacaktır.
CHP, Türkiye’nin içine girdiği derinleşen kriz
sürecini tahlil edememiştir. (Belki yeri değil ama
Genelkurmay Başkanı da tahlil edemiyor.) Eskiden
İsmet Paşa’nın bir çizmesi vardı. CHP, o çizmeyi
müzeye kaldırmıştır. Hatta müzede bile durduğu
şüphelidir. Çünkü o çizmeden adına “demokrasi”
denen, Gladyo-Mafya-Tarikat rejimi adına
utanmaktadır.
ZORLUKLARDAN KAÇARSANIZ
DAHA BÜYÜK ZORLUKLARA YAKALANIRSINIZ
CHP, iktidarların ABD’nin hakemliğinde el
değiştirdiği bir modele teslim olmanın acılarını
çekiyor. Baykal, Tayip Erdoğan’ın BOP Eşbaşkanlığı
itirafını kesinlikle gündeme getirmiyor.
Abdullah Gül’ün itiraf ettiği “İki sayfa dokuz
maddelik gizli anlaşmayı”da görmek istemiyor. Oysa
Türkiye’nin ABD devlet hiyerarşisi içinden
yönetildiği sorununu ısrarla işlese, CHP’nin oyları
yüzde 10 artar. Üzerinin çizilmesinden korkmuştur.
Ne var ki, o sistem, Baykal’ın üzerini çizmektedir.
Baykal’ın kendisi saptıyor bunu.
Peki o zaman bu ABD güdümlü siyasal hayatın
sınırları içinde bir çıkış var mıdır? Ne yazık ki,
Baykal kendi çıkışını hâlâ o sistemin içinde
aramaktadır. Bulabilir belki, ama o bulduğu
Türkiye’yi değil, Baykal’ı kurtarır.
SOSYAL DEMOKRASİ’NİN PENSİLVANYA AŞKI
CHP, Kemalist Devrimcilikten vazgeçip kıblesini
kaybedince, emperyalist sistemin sosyal
demokrasisine yöneldi. O rotada, yeni kıblenin
Washington-Brüksel olması kaçınılmaz oluyor.
Pensilvanya ise Washington-Brüksel güzergâhındadır.
ABD, Ilımlı İslam demiyor mu? İşte o Ilımlı İslam’ın
muskasını Fethullah Hoca yazıyor.
Sosyal demokrasinin bu konuda ibretle hatırlanacak o
kadar çok tecrübesi var ki.
Sosyal demokrasinin önderlerinden Hikmet Çetin,
Fethullah Hoca’dan ödül aldı. Kendisini telefonla
uyarmıştım.
Bülent Ecevit’in Fethullah Hoca övgüleri Türkiye’yi
nerelere taşıdı. Hatırlatıp dostlarımızı üzmek
istemiyorum.
Sarıgül, Pensilvanya’ya sık sık selam göndererek
nereye varacak? Peşinden gidenler hiç düşünmüyor mu?
Ufuk Uras değil miydi, ÖDP kurulurken, “Sol
Fethullahçılık yapacağız” diyordu. Geldiği yer
ortada.
Fethullah Hoca’nın yazacağı muskadan medet umarak,
Türkiye bu tertiplerin, bu hilelerin, bu zorbalığın,
bu şiddetin üstesinden gelemez. O tertiplere teslim
olur. Fethullah Hoca’yı aklayarak durumu kurtarma
umutları, Baykal için de, bu akla uyacak bir CHP
için de felaketin başlangıcıdır.
Zararları Türkiye’ye olur. Ama Türkiye, bu kez bu
zorlukları onlara rağmen de aşar.
CHP’NİN DEĞERLİ BİRİKİMİ
CHP’de Türkiye’nin çok değerli bir birikimi var.
Kuşkusuz bu birikim, girdiğimiz “kansız iç savaş”
denen süreci kendi tecrübeleriyle anlayacaktır.
Baykal, benim yarım yüzyıllık arkadaşımdır. Sanırım
Mustafa Özyürek dışında CHP yönetiminde Baykal’ın
elli yıllık arkadaşı yoktur. CHP yöneticileri ve CHP
kitlesi de, benim için mücadele arkadaşlarıdır.
Gelecekte neler olacağını görüyorum. Onlara bu
duygularla yazıyorum.
Baykal’ın evinin önünde çadır kurarak, açlık
grevleri yaparak, duygu sellerine kapılarak ortaya
atılan çözümler, çözüm olmayacaktır. Baykal, bu
ülkeye, bu mücadeleye gereklidir elbette, onu
söylemiyorum. Bugün yalnız CHP’liler olarak değil,
Türkiye’nin bütün yurtseverleri olarak, önümüzdeki
derin krizin sorumluluklarını ve görevlerini
anlamaya çalışalım. Bunun için de, öncelikle şu
Pensilvanya mesajının bizi nerelere sürükleyeceği
konusunda zihinlerimizi berraklaştırmak yerinde
olur.
Kemalist Devrim rotasının haritasına iyi bakın,
orada Pensilvanya diye bir selamlama makamı
gözükmüyor. Orada yazılı olan şudur: “Türkiye,
şeyhler, dervişler, müritler, mensuplar ülkesi
olamaz.”
Haçlı irticanın tertipler ve zorbalıklar ülkesi de
olamaz.
SAYIN BAYKAL’A MEKTUP
Sayın Baykal’a bu tertip üzerine yarım yüzyıllık
arkadaşı olarak bir mektup yazmayı düşündüm.
Buraya yazıyorum, kamuoyu da bilsin.
Savaştır bu!
Düşman, Hitler gibi kuralsızdır; ahlaksızdır; her
tür şiddet, hile ve tertipte maharet sahibidir.
Kardeşimiz olan bir buçuk milyon Müslümanı daha yeni
katletmiştir ve devam ediyor.
Bu düşmana, kendisini “deliğe süpürme” yetkisini
vermiş olan iktidar sahiplerinin üç yıldır
uyguladığı yöntemler, yarın daha neler
yapacaklarının işaretlerini de veriyor.
Bu koşullarda onlardan her şey beklenir.
Bir Asya özdeyişi bizim görevimizin boyutlarını da
tanımlıyor:
İmparatoru atından alaşağı etmek isteyen, bin (1000)
hançer darbesini göze almalıdır.
Demek ki, bundan sonra gelecek 999 hançer darbesine
hazır olmalıyız. Yarım yüzyılın yoğunlaştırdığı
arkadaşlık duygularıyla selam ve saygılar.