İP Genel Başkan Yrd. Av. Hasan
Basri Özbey: [7 Şubat 2010]
Doğu Perinçek, şüphelisi bile
olmadığı iddianamenin baş hedefi!

İşçi Partisi Genel Başkan
Yardımcısı Av. Hasan Basri Özbey, bugün Ankara’da
düzenlediği basın toplantısında “Poyrazköy” ve
“Amirallere Suikast” adı verilen iddianameleri
değerlendirdi. Özbey’in açıklaması özetle şöyle;
“Gizli Karargâh” faaliyetine devam ediyor. Aynı
yalan ve iftiralar ısıtılıp yeniden piyasaya
sürülüyor. “İddianame” adı verilen iftiranamelerle,
Ergenekon tertibi sürdürülüyor.
Son olarak “Poyrazköy” ve “Amirallere Suikast” adı
verilen iki iddianame, İstanbul 12. Ağır Ceza
Mahkemesi’ne sunuldu.
İftiranamelerin verilmesinin ardından, F tipinden
işbirlikçisine, medyada psikolojik savaşa yeniden
hız verildi.
DOĞU PERİNÇEK’İ BULAŞTIRMA ÇABASI
İftiranamelerde ve malum medyanın manşetlerinde,
Sayın Doğu Perinçek’in, Türk Ordusu içindeki sözde
yapılanmayı yönettiği yazılmıştır. İftiranamede bu
iddiayı bırakın doğrulayacak bir kanıt yoktur.
Olması da mümkün değildir.
Öncelikle Sayın Perinçek’in 21 Mart 2008’den bu yana
tutuklu olduğu malumdur. Akıl ve mantıkla izahı
mümkün olmayan, Silivri Yüksek Güvenlikli
Cezaevinden “yönetmek” iddiasına, ancak Ergenekon
Savcıları inanır.
İŞÇİ PARTİSİ ORDU İÇİNDE ÖRGÜTLENMEZ
İkincisi ve asıl önemli olanı, Sayın Perinçek ve
başkanı olduğu İşçi Partisi’nin, başta Türk Ordusu
olmak üzere başka kurumlar içinde örgütlenmeye,
başka kurumların Partilerinde örgütlenmesine
şiddetle ve kesinlikle karşı olduğudur. İşçi
Partisi, bu kararlı tutumunu, yıllar önce Merkez
Karar Kurulu Kararı olarak kamuoyuna açıklamıştır.
PERİNÇEK’İN İFADESİNE BAŞVURULMADI
Bu yalan ve iftiraları yazanlar, Sayın Perinçek’in
ifadesine başvurmaya bile gerek duymamışlardır.
İddianamede, Sayın Perinçek şüpheli olmadığı gibi,
yargılandığı I. Ergenekon davasında kendisine bu
yönde yöneltilmiş bir suçlama da yoktur.
KROKİ VE SUİKAST CD’LERİNİN
İŞÇİ PARTİSİ’NDE BULUNMADIĞI KANITLANDI
Yine iddianamelerde, örgütün eylemleri olarak
Yargıtay ve NATO üssüne saldırı vb. sayılmaktadır.
Bu zavallı iddia, İşçi Partisi’nde bulunduğu
savlanan CD’lere dayandırılmak istenmektedir.
Bu eylem planlarının yer aldığı savlanan 4 adet
CD’nin, İşçi Partisi’nde bulunmadığı İstanbul 13.
Ağır Ceza Mahkemesi’nde, bizzat aramayı yapan polis
şeflerinin ikrarları ile kesin olarak
kanıtlanmıştır. Bu dört adet CD, arama
tutanaklarında bulunmadığı gibi, aramayı yapan polis
şefleri bulunan CD’lere İşçi Partisi avukatlarının
imzalarının alındığını ifade etmişlerdir.
Bunun üzerine CD’leri inceleyen mahkeme heyeti,
CD’ler üzerine hiçbir imza bulunmadığını tespit
etmiştir. Böylece zaten arama tutanaklarında yer
almayan bu 4 CD’nin İşçi Partisi’nde bulunmadığı,
bizzat aramayı yapanlarca kabul ve beyan edilmiştir.
Bu 4 CD’nin İşçi Partisi’nde bulunmadığı kesin ve
tartışmasız olarak Mahkemece tespit edilmiş iken;
bizzat bu soruşturmada görev alan bir Savcının bunu
görmezden gelerek, bu iddiayı, iddianamesinin
başköşesine yazmasının hukuki açıklaması yoktur.
SÖZDE SUİKASTIN MUHATAPLARI SUİKASTE İNANMIYOR
Amirallere suikast iddiasıyla açılan davalarda sözü
edilen amiraller, müşteki veya mağdur olarak
gösterilmemiştir. Bunun biricik nedeni, suikast
iddiasına en başta Sayın Komutanların
inanmamalarıdır.
HEDEFTE TÜRK ORDUSU VE İŞÇİ PARTİSİ VAR
Ergenekon tertibinin hedefinde Türk Ordusu ve
yurtseverliğin merkezi olan İşçi Partisi vardır.
Ergenekon Savcısı Zekeriya Öz’ün Temmuz 2008’de
Atv’de yayımlanan açıklamasını anımsayalım.
Soruşturmanın merkezinde İşçi Partisi olduğunu ifade
eden Ergenekon savcılarının iddianameleri baştan
sona Türk Ordusu ve İşçi Partisi’ne iftiralarla
doludur.
Tertipte gelinen aşamada Türk Ordusu’nun vatan
savunmasında en önemli birlikleri hedef
alınmaktadır. TSK’nin en gözde kuvvetleri olan Özel
Kuvvetler Komutanlığı ve SAT birlikleri hedef
tahtasındadır.
“Poyrazköy”, “Amirallere suikast”, “Kafes”
iftiralarının amacı, Deniz Kuvvetleri
Komutanlığı’nın en önemli birliklerini, yetişmiş
kahraman subaylarını etkisiz kılmaktır.
TERTİP ÜRETİM MERKEZİ: ERDOĞAN’IN GİZLİ KARARGÂHI
Tertip, “doğrudan Başbakan’a bağlı”, “operasyonel
niteliği yüksek”, “TBMM’ye yürüyüş mesafesindeki”
Gizli Karargâh tarafından planlanmakta, gizli
karargâhın talimatları ile yargı ve polis içinde
yuvalanmış F Tipi örgütlenme tarafından da
uygulanmaktadır. Islak kuru imzalardan, sahte belge,
CD, flash belleğe tüm tertip materyalleri bu
karargâhın üretimidir.
Sözde yargılaması ise, Tayyip Erdoğan’ın “özel
mahkeme kurduk” dediği çadırlarda yapılmaktadır.
TAYYİP ERDOĞAN ÖZEL ÖRGÜTÜ’NÜN BARONU
AHMET ALBAYRAK’IN YENİ ŞAFAK’I BAŞROLDE
Yeni Şafak gazetesi bugünkü manşetinde Sayın
Perinçek’in, Sarp Kuray’a “Ordu’nun rotasını ben
çiziyorum” dediği yalanına yer verilerek “9 Mart’a
özendiği” iddia edilmiştir. Türkiye’de darbelere
karşı en kararlı mücadeleyi İşçi Partisi
yürütmüştür. 9 Mart 1971 Cunta hareketine, ilk ve
tek karşı çıkan Doğu Perinçek ve arkadaşlarıdır.
Sarp Kuray, 9 Mart hayali peşinde iken Perinçek ve
arkadaşları karşısındaydı. Eğer Kuray böyle bir
beyanda bulundu ise; Ergenekon Savcılarının yeni
gizli tanığı olmaya aday olduğu anlaşılmaktadır.
Hapisten kurtulmak isteyenlerin, Sayın Perinçek’e
iftira atmaları alışkanlık haline getirilmektedir.
Bu yalanların Yeni Şafak’ın manşetlerine çıkmasının
tek bir nedeni vardır. O da İşçi Partisi ve Aydınlık
dergisinin “Tayyip Erdoğan Özel Örgütü”nün baronu
olan Ahmet Albayrak’ın suçlarını açıklamasıdır.
Albayrak, yalan ve iftiralarla ortağı Tayyip ile
birlikte işlediği suçları gizlemek çabasındadır.
TERTİPÇİLERDEN HESAP SORULACAK
Hukuk ayaklar altına alınarak, kanunsuz
iftiranameler düzenlemek, Cumhuriyete, Türk
Ordusu’na, İşçi Partisi’ne karşı yapılan tertiplere
alet olmak, sözde gazete ve televizyonlarında
psikolojik savaşın tetikçiliğini yapmak suçtur!
Bu iddianamelerin altında imzası bulunanlar hakkında
Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’na suç
duyurusunda bulunuyoruz.
Medya tetikçileri hakkında ise ceza ve tazminat
davaları açılacaktır.
Türkiye’de Cumhuriyet Hukuku yeniden egemen olacak,
tertipçilerden hesap sorulacaktır!