|
|
|
Anasayfa
|
Özgeçmişi |
Kitapları |
Fotoğraflar |
Video |
İletişim
|
Ziyaretçi Defteri
|
Tekel işçilerinin ve Bismil
köylülerinin cumhuriyeti [24 Ocak 2010]
İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek:
UĞUR MUMCU’LARI EŞREFBİTLİS’LERİ VURA KIRA
YIKTILAR CUMHURİYETİMİZİ

Uğur Mumcu’nun cumhuriyeti,
“kimsesizlerin kimsesi” idi. Atatürk’ün inşa ettiği
cumhuriyeti, Uğur Mumcu’ları, Eşref Bitlis’leri vura
kıra yıktılar ve son darbeleri indirme hazırlığı
içindedirler. Cumhuriyet Devrimi’nin iki büyük
şehididir onlar. Yüreklere gömüldüler; arkadaşları
ise, Silivri kalesine hapsedildi.
UĞUR MUMCU’LARI EŞREFBİTLİS’LERİ
VURA KIRA YIKTILAR CUMHURİYETİMİZİ
20. yüzyılda Mazlum milletler için, burjuva devrimci
cumhuriyet yolu kapanmıştı. Kapitalizm, emperyalizm
dönemine girmişti ve artık gericiliğin ekseni
olmuştu. Mazlum milletlerin cumhuriyet yolunu
haramiler kesmişti. Türkiye gibi ülkeler, Fransız
Devrimi’nin yolunu izleyerek demokratik devrimlerini
tamamlayamazlardı. Atatürk’ün bu gerçeği yakaladığı
görülüyor. Her şeyden önce, Lenin’in Zalim
Milletler- Mazlum Milletler tahlilini çağın gerçeği
olarak saptamıştı.Fransız devrimcileri gibi bireyci
ve liberal değil; halkçı ve devletçiydi. Bu nedenle
bugün Atatürk’ün Cumhuriyetini yıkanlar, “Devletin
içindeki Sovyetler Birliği’ni yıkıyoruz” diye
övünüyorlar. Atatürk, padişahlığı ve halifeliği
yıktı; Ortaçağ kurum ve ilişkilerini ağır darbeler
indirdi; büyük bir devrim mirası bıraktı.Bunları
unutmadılar.
Atatürk, “Köylüyü memleketin efendisi” ilan etti;
ama memleketin efendisi yapamadı. Atatürk,
“Kimsesizlerin kimsesi olan cumhuriyeti kuralım”
dedi; ama yarım kaldı.
Siz devrim yapamazsanız, devrimi size karşı
yaparlar. Atatürk bunu dünya tarihinde en iyi
bilenlerdendi. Üç ciltlik Nutuk’un özeti odur. 1935
yılı Mayıs ayındaki CHP Büyük Kongresi’nde “Arasız
devrimler” diyordu. Türk devrimi, “arasız
devrimlerini” sürdüremedi. Şimdi Türk devrimine
karşıdevrim yapıyorlar.
YÜKSELEN BURCUN PARLAYAN YILDIZLARI
Atatürk’ün giderken, 1936 yılında bıraktığı son
mesaj, şimdi daha anlamlı: “Mazlum milletler,
emperyalist zalimleri bir gün mahv ve nabut
edecektir.” Büyük devrimci, “Doğudan doğacak güneşi
nasıl görüyorsa, bu hakikati de öyle görüyordu”.
Bugün Batı batıyor ve uygarlık Doğu’dan yükseliyor.
Türkiye’nin Doğu’dan yükselen burcuna bakıyoruz;
parlayan yıldızlar tekel işçileridir, Diyarbakır
Bismil’in Aslanoğlu köylüleridir. Savaştıkları
siperler, Atatürk cumhuriyetinin mevzileridir:
Kamu kuruluşlarını özelleştiremezsiniz!
Tekel vatandır vatan satılmaz!
Yıkılsın ağalık, toprak köylünün!
CUMHURİYET DEVRİMİNİN İKİ DİNAMİĞİ
Onlar, Atatürk’ün “kimsesizlerin kimsesizi” diye
tanımladığı cumhuriyeti yeniden kuracak olan büyük
halkın fedai müfrezeleri! Şimdi büyük kuvvetler,
onların siper olduğu mevzilere girmektedir.
Dalga dalga geliyorlar.
Kamu emekçileri, avukatlar, eczacılar, itfaiyeciler,
belediye işçileri, gençler, bakkallar, şoförler,
kamyoncular, hekimler ve sağlık emekçileri, “Beni de
alın” diyen namuslu aydınlar ve sanatçılar… Bütün
sınıflardan halk, karanlıkta parlayan Tekel
işçilerine bakarak yönünü bellemekte ve ayağa
kalkmaktadır.
Tekel işçileri, safa girin çağrısı yapmıştır. Bismil
köylüsü, “Elimden tutun diye” elini uzatmıştır.
Cumhuriyet mitinglerinde milyonları ayağa kaldıran
ulusal hareket, işte bu çağrıları duymuştur.
Tarihsel olay yaşanmaktadır. Ulusal hareket ile işçi
ve köylü hareketleri birleşmektedir.
OLMAZSA OLMAZ
Bu birleşme olmazsa, Atatürk cumhuriyeti altta
kalacaktır. Ulusal hareketin emekçi hareketi ile
birleşmesi, bir zorunluluktur. O olmazsa, hiçbir şey
olmaz.
Ama işte Atatürk’ün “mahvolacak” dediği
emperyalizmin korktuğu olmaktadır.
Bütün mesele, bu iki halk dinamiğinin iktidar
hedefine yönelmesi ve ülkenin efendisi olmasıdır.
Bugün bu iki dinamiği birleştiren her eylem
doğrudur; yakıcı görevdir.
İktidar mücadelesi, siyasal örgütlenmeyle yürütülür.
Siyasal partileşme, işçi-köylü hareketi ve ulusal
hareketin kaçınılmaz gündemidir.
Anasayfa
|
Özgeçmişi |
Kitapları |
Fotoğraflar |
Video |
İletişim
|
Ziyaretçi Defteri
|
|