Perinçek TRT Şeş'i değerlendirdi [15 Haziran
2009]
TRT Şeş Türkçeye Roj TV’den daha yabancı

"Kürtçe radyo ve televizyon yayınları
olmalıdır. Gönül birliği için buna ihtiyaç var.
Ancak “Kürtlere Kürt televizyonu, Türklere Türk
televizyonu” anlayışı, bizim gerçeğimize uymuyor; En
başta Kürt gerçeğimize uymuyor."
İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek,
Aydınlık dergisinin 14 Haziran 2009 tarihli
sayısında yayımlanan başyazısında TRT Şeş'in
yayınları ve "Kürdü zorla kendi yerelliğine itmek,
oraya hapsetmek, Kürdü Türkiye’den koparmak,
Kürdümüzü Türkiye’ye yabancılaştırmak" gayretlerini
değerlendirdi.
Televizyonların Türkiye’de Kürtçe
programlar göstermesi, özellikle Kürtçe müzik ve
kültür yayınları yapması yerindedir. Bu yayınlar
halkımızın ihtiyaçlarına cevap verecek, esenliğine
hizmet edecektir.
TRT Şeş’in bu anlayışla yayına başladığı belirtildi.
KÜRTÇE TÜRKAN ŞORAY FİLMİ
TRT Şeş’in “Kürtlere Kürtçe TV, Türklere Tüürkçe TV”
gibi, Türkiye gerçeğiyle bağdaşmayan yapay
ayrılıkları zorladığı görüldü.
Türkan Şoray’ın “Al yazmalım” filmi oynuyor, Kürtçe.
Oysa Kürt kökenli yurttaşlarımız, o filmin
Türkçesini çok daha iyi anlarlar. Türkan Şoray’ın
filmlerini bir televizyonda Türkçe, diğerinde Kürtçe
gösterin, Kürtçe bilen yurttaşların büyük çoğunluğu
Türkçesini izler. Çünkü çoğunluk, Türkçesini daha
iyi anlar. Türkçe, Kürt yurttaşlarımızın büyük
kesiminin de ortak yaşam ve kültür dilidir.
TÜRKÇEYE YABANCI DİL MUAMELESİ
Bir programa tanık oldum. Değerli müzikçimiz Cahit
Berkay’la söyleşi yapılıyor. Berkay Türkçe
anlatıyor; TRT Şeş’in değerli sunucusu ve sanatçı
Nilüfer Akbal, Kürtçeye çevirmeye çabalıyor. Oysa
televizyon izleyicileri, Cahit Berkay’ın Türkçesini,
Kürtçe çevirisinden çok daha iyi anlıyor. Ama TRT
Şeş’in yöneticileri öyle buyurmuşlar.
TRT Şeş’in en büyük yanlışı, Türkçeye yabancı dil
muamelesi yapmalarıdır. Oysa Türkçe, Kürt
yurttaşlarımız için yabancı dil değildir; ortak
yaşam dilidir; yalnız Türkiye ölçeğinde değil, Kürt
yurttaşlar arasında yerelliğin ötesindeki anlaşma
dilidir.
Geçen hafta Aydınlık’ta belirtmiştik. Abdullah
Öcalan, “Benim birinci dilim Türkçedir; ikinci dilim
Kürtçedir” diyor. Rüyalarını Türkçe gördüğünü
söylüyor. Hatta bağımsız bir Kürdistan kuracak
olsalar, 50 yıl Türkçeyle yönetim yapacaklarını
belirtiyor (Doğu Perinçek, Abdullah Öcalan İle
Görüşme, Ekim 1990, Kaynak Yayınları, s. 30 vd; 81;
120)
KÜRDÜMÜZÜ TÜRKÇEYE YABANCILAŞTIRMA GAYRETLERİ
TRT Şeş’te Türkçe niçin İngilizce gibi dışımızdaki
bir dil uygulaması yapılıyor? Kürt yurttaşlar, niçin
Türkçeye yabancılaştırılıyor? Kürdümüze niçin yapay
olarak ‘Türkçe sana ait bir dil değil, Türkçe
başkasınındır’ iletisi veriliyor?
Bu soruların cevabı anlamlıdır.
Çünkü TRT Şeş’i kuranlar ve yönetenlerin amacı
Kürdümüzü kucaklamak değil, uygulama bunu kanıtladı.
Amaç, Kürdü zorla kendi yerelliğine itmek, oraya
hapsetmek, Kürdü Türkiye’den koparmak, Kürdümüzü
Türkiye’ye yabancılaştırmaktır. Bu, ortaya çıktı.
Bu uygulama, hayata uymuyor; Kürt gerçeğimize
uymuyor. Türkçe, Kürdümüzün büyük çoğunluğu için
yabancı bir dil değildir; meramını en iyi
anlatabildiği, toplumla, iletişimini en iyi kurduğu
dildir.
PKK’nın yönettiği Roj TV bile bir çok programını
Türkçe yaparken, TRT Şeş’in Türkçeyi yasak dil gibi
görmesi anlamlıdır. Roj TV, Kürde yalnız Kürtçeyle
ulaşamayacağını biliyor. Kürtlerin çoğunluğunun
Türkçeyi daha iyi anladığını da biliyor.
Peki TRT Şeş?
TRT Şeş, Abdullah Gül anlayışında. Zoraki ayırma
misyonuna bağlanmış. Kürdü Türkçeye yabancılaştırma
peşinde.
YAPAYLIKLARIN YABANCILAŞTIRMALARIN
ZORAKİ AYRILIKLARIN ALEMİ YOK
Kürtçe radyo ve televizyon yayınları olmalıdır.
Gönül birliği için buna ihtiyaç var. Ancak “Kürtlere
Kürt televizyonu, Türklere Türk televizyonu”
anlayışı, bizim gerçeğimize uymuyor; En başta Kürt
gerçeğimize uymuyor.
TRT Şeş en geniş olanaklarla yayın yapsın, Kürt
kökenli olmayan yurttaşlarımız de TRT Şeş’i izleme
ihtiyacı duysun. Orada Deng bej’leri (Kürtçe destan
okuyucuları) feryatlarıyla duygulansın, Anadolu’nun
güzelliklerini tatsın. Türkçeyi Kürtçeye çevirmek
gibi yapaylıkların, yabancılaştırmaların, zoraki
ayrılıkların ne alemi var? Türkçe konuşmalar ve
programlar da olsun.
Öte yandan yalnız TRT Şeş’te değil, diğer
televizyonlarda da Kürtçe türküler, uzun havalar,
halaylar, govendler (“güvendiler”, halaylar),
çeşitli kültür ve halkbilimi programları olmalıdır.
Kürtçe, Kürtçe müzik ve sanat, bizim gerçeğimiz
olduğuna göre, bütün televizyonlar buna yer
vermelidir.
HALKIN ÇÖZÜMÜ
Halk, bu meseleyi halletmiştir. Edirne’den Artvin’e
kadar düğünlerde derneklerde Kürt havası vurulur;
insanlarımız içten gelerek ve duyarak, birbirinin
koluna girer, omuz omuza coşkuyla halaya durur. Aynı
gerçek zeybek, horon, kolbastı, karşılama,
çiftetelli için geçerlidir. Cizre’den Haymana’ya
kadar hepsi aynı coşkuyla, aynı mutlulukla
paylaşılır.
ABD’nin projeleri bu halk gerçeğimize karşı savaş
açmıştır. Bu savaşın galibi de mağlubu da bellidir.
Bu
yazı ile ilgili
görüşlerinizi
'Ziyaretçi
Defteri'nde
paylaşabilirsiniz.
Anasayfa
|
Özgeçmişi |
Kitapları |
Fotoğraflar |
Video |
İletişim
|
Ziyaretçi Defteri
|