İşçi Partisi, “Kayıp
trilyon”larla ilgili
olarak,
milletvekilliği ve
dokunulmazlığı sona
eren Abdullah Gül
hakkında, 29 Ağustos
2007 tarihinde
Ankara Cumhuriyet
Başsavcılığı’na
başvurarak, özel
evrakta sahtecilik
ve 2820 sayılı
kanuna muhalefet
suçlamasıyla Ankara
Cumhuriyet
Başsavcılığı’nca
14.09.1999 tarih ve
Basın hz. 1998/1160
sayı ile açılan,
ancak dokunulmazlığı
nedeniyle ertelenmiş
olan soruşturmanın
ve kamu davasının
sürdürülmesi
talebinde
bulunmuştu.
ABDULLAH GÜL’ÜN
DOKUNULMAZLIĞI SONA
ERMİŞTİR
Kayseri Milletvekili
ve Dışişleri Bakanı
Abdullah Gül, 28
Ağustos 2007 tarihi
itibariyle
Cumhurbaşkanı
seçilmiştir.
Cumhurbaşkanı
seçilmiş olmakla
milletvekilliği ve
bakanlık görev ve
sıfatları sona ermiş
bulunmaktadır.
Dolayısıyla bundan
böyle Anayasa’nın
83. maddesinde
düzenlenen yasama
dokunulmazlığından
yararlanması söz
konusu değildir.
Keza Cumhurbaşkanı
seçilmekle bakanlık
görevi de sona
erdiğinden,
Anayasa’nın 112.
maddesinde öngörülen
dokunulmazlığa da
sahip
bulunmamaktadır.
Anayasa’nın
Cumhurbaşkanı’na
ilişkin 101–108.
maddelerinde
dokunulmazlığa
yönelik bir
düzenleme yoktur.
Aksine, 105. maddede
yer alan
düzenlemede,
yalnızca “vatana
ihanet”den dolayı
yargılanabilmesi
için TBMM üye tam
sayısının en az üçte
birinin teklifi
üzerine üye tam
sayısının en az
dörtte üçünün karar
vermesi gerektiği
öngörülmüştür. Bu da
yalnızca
Cumhurbaşkanlığı
görevi sırasındaki
eylemlerinden dolayı
suçlandırmalarda
aranacaktır.
Dolayısıyla, bunun
dışındaki suçlar ve
Cumhurbaşkanı
seçilmeden önceki
eylemleri nedeniyle
yargılanmasını
önleyecek bir
anayasal düzenleme
yoktur.
1924 Anayasası’nın
41. maddesinin
ikinci fıkrasında
düzenlenen, ancak
1961 ve 1982
Anayasalarında yer
almayan hükümde;
“Cumhurbaşkanının
özlük işlerinden
dolayı sorumlanması
gerekirse,
Anayasanın
milletvekilliği
dokunulmazlığı ile
ilgili 17. maddesi
hükümlerine uyulur”
deniliyordu. Anayasa
koyucu, bilinçli bir
seçimle bu hükme
daha sonraki
Anayasalarda yer
vermemiştir. Çünkü,
dokunulmazlığa
gereksinim duyacak
bir kişinin
Cumhurbaşkanı
olabileceği
düşünülmemiş, böyle
bir kişi bu makama
yakıştırılmamıştır.
Anayasa’nın 10.
maddesine göre;
“Herkes…ayırım
gözetilmeksizin
kanun önünde
eşittir…Hiçbir
kişiye…imtiyaz
tanınamaz…Devlet
organları…bütün
işlemlerinde kanun
önünde eşitlik
ilkesine uygun
olarak hareket etmek
zorundadırlar”.
Bu nedenle,
dokunulmazlığı sona
ermiş bulunan
Abdullah Gül’ün
işlediği suçlar
nedeniyle
kovuşturulması, daha
önce hakkında
açılmış kamu
davalarına
Anayasa’nın 83.
maddesi uyarınca
zamanaşımı hükümleri
uygulanmaksızın
devam edilmesi hukuk
devletinin
gereğidir.
Sincan 1. Ağır Ceza
Mahkemesi’nin almış
olduğu karar
yerindedir ve
Cumhurbaşkanı
seçilmekle
dokunulmazlığı sona
eren Abdullah Gül
“Kayıp Trilyon”
davasından
yargılanmalıdır.