ip bayrak ip bayrak  


        

 

         * Özgeçmişi
         * Malvarlığı
         * Dört koldan soyağacı
         * Şematik Soyağacı
         * "Perinçek" Soyadı
         * Adıgüzel Ağanın Destanı
         * O'nun hakkında yazanlar

         * Sıkça sorulan sorular
         * Gelen Mektuplar
         *
Ziyaretçi Defteri

Basından Seçmeler

Aydınlık Başyazısı

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


Anasayfa | Özgeçmişi | Kitapları | Fotoğraflar | Video | İletişim | Ziyaretçi Defteri


Sayın Perinçek, Ergenekon davasında tarihi konuşmasına başladı... 22 Ocak 2009

İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek:
NATO’DAN ÇIKALIM GLADYO’NUN KÖKÜ KAZINIR

• Bu iddianame değil, iftiranamedir!
• Suçumuz, Atatürk Devrimi’ni taammüden savunmak!
• Gladyo’yu temizlemek için tek çare: Atatürk’ün demir süpürgesi!
• Fethullahçı takımı, Nâzım Hikmet’in ölüsünü çok seviyor!
Dirisini hapislere atıyor!
• Ergenekon Tertibini bütün boyutlarıyla, kulağından tutup kamuoyunun önüne çıkaracağız.

İndir Arrow

DOĞU PERİNÇEK / TARİHİ SAVUNMA / 22 OCAK 2009

Ergenekon davasının bugün (22 Ocak 2009) yapılan duruşmasında İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’in sorgusu yapıldı.10 ayı aşkın süredir tutuklu bulunan İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek sorgusuna; “Karanlık bırakılan tek nokta kalmayacak! İşçi Partisi Genel Başkanı ve yöneticileri hakkında karanlık kalan tek nokta bırakmayacağız. Suçlamalarla ilgili aydınlatılmayan, çürütülmeyen, eksik kalan, bulanık kalan tek bir nokta görürseniz, lütfen sorunuz. İddia kürsüsünde oturanlar da sorsunlar. Ceza Yargılaması Hukuku’na aykırı sorular da sorsunlar. Avukatlarıma rica ediyorum, itiraz etmeyecekler. Yasadışı kanıtlarını da toplasın getirsinler. Gizli dinlemelerini, sinsi gözlemlerini, gelmiş geçmiş bütün raporlarını getirsinler. Hepsi, onların suçunu kanıtlayacaktır. Zaten tepeden tırnağa yasadışılığa ve suça batmış durumdalar. Halkın önünde her şeyi açıklamaya hazırız. Bu Ergenekon Tertibini bütün boyutlarıyla, Türkiyemizi hedef alan bütün derinliğiyle kulağından tutup kamuoyunun önüne çıkaracağız. Tertibin suçlularını yargılayacağız burada! Sorgumun sonunda soruları bekliyorum. Sorun ve bu işi burada bitireceğiz. Ertelenmesi, Türkiye’ye karşı suç olur.” sözleriyle başladı.
“Bir varmış bir yokmuş” diyerek iddianame yazılamayacağını belirten Perinçek, “Ceza yargılaması, fiillerle ilgilenir. Suç olduğu iddia edilen fiilleri tek tek ele alacağım” diyerek İddianame’deki suçlamaları birer birer yanıtladı.

“TUNCAY GÜNEY” DAVASI
Doğu Perinçek, Ergenekon davasının “iskeletini, omurgasını, çekirdeğini” Tuncay Güney’in kurduğunu belirterek, “Bu davaya ille bir isim takılacaksa, ‘Tuncay Güney Davası’ demek yerinde olurdu. İddianamenin omurgasını, Tuncay Güney ile 2001 yılında yapılan Mülakat, Tuncay Güney’in Mülakatı’na dayanılarak yapılan şema, Tuncay Güney’in polise verdiği belge çuvalı oluşturmaktadır. Çekin bu omurgayı, İddianame bir et yığını gibi yığılır kalır. Tuncay Güney’i çıkartınız bu dava dosyasından: Örgüt kalmaz!” dedi.

Perinçek şöyle devam etti: “Örgütü kuran, temeli atan, çekirdeğini tayin eden, yöneticilerini atayan, bağlantıları ören, olayları imal eden, özetle senaryoyu kurgulayan, televizyon ekranlarına baktığınız zaman, hep Tuncay Güney. Bu İddianame’de Tuncay Güney’in adı 487 kez geçiyor. Rakipsiz bir numara!”

MECZUP YOK! OVAL OFİS VAR!
Tuncay Güney’in, görünüşte “Asrın Örgütü”nü kurduğunu, Güney’in Mülakatı’nı izleyen şahsiyetlerin, O’na “meczup” dediklerini, O’nun söylediklerini “deli saçması”, “kepazelik”, “rezillik”, “hokkabazlık” diye nitelediklerini belirten Perinçek; “İşte en büyük yanılgı buradadır. Bir meczup, bir hokkabaz Türkiye’yi parmağında oynatabilir mi? Bir millet, deli saçmalarıyla makaraya sarılabilir mi? Savcılıklar, tutuklama makamları, bir meczubun esiri haline düşer mi? Bir meczubun şemasını MİT resmi belge haline getirip 2002 yılından itibaren devlet içindeki darbe ve tertiplerde kullanır mı?” dedi.

İddianamenin, tutuklamaların Tuncay Güney’in eseri olduğunu ancak bu “deli saçmaları”nın Savcı Zekeriya Öz ve ekibi tarafından iddianame haline getirildiğini, kasette izlenen Tuncay Güney’in, aslında Zekeriya Öz; 2006’da “Ulusalcı dalganın üzerine gidin” fetvasını veren Fethullah Hoca; “delillendirin, savcıları bulun, onları tutuklayın” talimatı veren” Abdullah Gül; “davanın savcısıyım” diyen “BOP Eşbaşkanı” Tayyip Erdoğan; BOP Eşbaşkanı’na bu görevi veren ABD Başkanı Bush’un “ta kendisi” olduğunu belirtti. Perinçek; “Tuncay Güney, ‘Ulusa Sesleniş’ konuşmasını aslında Oval Ofis’ten yapıyor.” dedi.

Tuncay Güney’in abartıldığının düşünebileceğini belirten Perinçek; “Gerçeğe bakalım! Savcı Zekeriya Öz, Genelkurmay Başkanlığı’nın, Jandarma Genel Komutanlığı’nın yolladığı yazılara itibar etmiyor, onları samimi bulmuyor, hatta onları suçlu olarak görüyor. Ama Tuncay Güney’in her söylediğini başının üzerinde tutuyor. İddianame’nin en itibarlı, en güvenilir, en samimi şahsiyeti Tuncay Güney’dir. Tuncay Güney, Savcı Zekeriya Öz’ün itibar kaynağıdır ve itibar şampiyonudur. Bu davanın savcıları ile Tuncay Güney, birbirlerine çok yakışıyorlar. Çünkü itibar, güven ve samimiyet ölçüleri aynıdır.” dedi.

BÜYÜK SUÇLAR VE SUÇLULAR
SUÇ, ATATÜRK DEVRİMİ’Nİ TAAMMÜDEN SAVUNMAK!

Tuncay Güney’in meczup olmadığını, ona meczup diyenlerin de en sonunda anladıklarını söyleyen Perinçek “Bir komutanımız hemen geçmişini gözden geçiriyor. 1995 Çelik Harekâtı’nı yapmış, Kardak Operasyonu’nun emrini vermiş: Büyük suç! Diğer komutanımız, ABD’nin Kuzey Irak seferine karşı dik duruşunu hatırlıyor: Büyük suç! Eski YÖK Başkanımız kendisini temize çıkarıyor! Ben sapına kadar Amerikancıyım diyor. O, gerçekten suçsuz! Çünkü suçluyu da suçsuzu da Amerika belirliyor; savcılar ve yargıçlar değil. Tuncay Güney, Eski YÖK Başkanı’nın bu beyanatını Oval Ofis’ten mutlaka izlemiştir. Madalyasını yakında yollayacaktır. İşçi Partisi Genel Başkanı olarak, İddianame’de bana yöneltilen suçlara bakıyorum. Özeti: Kemalist Devrim’i tamamlama kararlılığı! ABD emperyalizmine ve Haçlı İrticaya karşı vatan savunmak, halkı savunmak! Suç, Atatürk Devrimi’ni taammüden savunmak!” dedi.

HEDEFTE TEMİZLER VAR KİRLİLER DEĞİL
Kamuoyunda dolaştırılan en şaşkın söylentinin, bu davada sap ile samanın birbirine karıştırıldığı, temiz insanların kirli insanlarla aynı sepete konduğu olduğunu belirten Perinçek şöyle devam etti; “Temiz ne demek? Temiz olmak, Çelik Harekâtı’nı yapmak, Kardak Harekâtı’nı yapmak, ABD’nin Irak’ı ve Türkiye’yi parçalamasına direnmek, NATO’dan çıkmak, Türkiye’nin bağımsız olarak Avrasya’daki yerini alması, Atatürk Devrimi hedefine bağlanmak ise; Bu dava, tam hedefine yönelmiştir. Oval Ofis’ten verilen talimat, doğru uygulanmaktadır. Herkes örgüt şemalarına iyi baksın! O şemalarda yöneticiler, Org. Kıvrıkoğlu, Org. Eşref Bitlis, İlhan Selçuk, Kemal Alemdaroğlu, Doğu Perinçek var! Bu davada hedef, burada Oval Ofis’te tanımlanmış bir suçları bulunmayan 20 yaşlarındaki Vatan Bölükbaş’lar değildir. Herkes uyanmalı ve büyük tertibi görmelidir. Hiç kimse bu davada olmayan bombalarla, uydurma krokilerle suçlanmıyor. Suç, Atatürk Devrimi’ni taammüden savunmak! Eğer bu davada bir haksızlık yapılıyorsa, ABD emperyalizminin günah defterinde ismi yazılı olmayanlara yapılmaktadır. Onlara suç atmak yerine, bizler yüzünden hapislere atıldıkları için onlardan özür dilememiz gerekir.”

NATO’DAN ÇIKALIM GLADYO’NUN KÖKÜ KAZINIR
Tuncay Güney’in, “Türkiye’nin patlayan çıbanı, Türkiye’nin irini” olduğunu ifade eden Doğu Perinçek sözlerini şöyle sürdürdü;
“Türkiye, son 60 yılda Kemalist Devrimi yıka yıka kendi eliyle imal ettiği bu zavallı çocuklarının üstünde tepinerek bu karanlık tertipten kurtulamayacaktır. Artık herkes, Kontrgerilla düşmanı, Gladyo düşmanı, Susurluk düşmanı, çete düşmanı, mafya düşmanı oldu. Türkiye fırsat yakalamış, öyle diyorlar. Başımızda Obama, Fethullah Hoca, Abdullah Gül ve Tayyip Erdoğan elimizde F tipi polis kadroları Gladyo’yu ve Susurluk’u temizliyoruz! Türkiye, neyin fırsatını yakalamış? Düşman, Kemalist Devrim’in son kalelerini de yıkıp, Ordu’nun direncini kırıp, İşçi Partisi’ni etkisiz hale getirip, vatansever güçleri sindirip bir Mafya-Tarikat-Gladyo rejimini kurmanın eşiğine gelmiş, son hamlesini yapıyor. Şaşkınlarımız, saf yüreklilerimiz; ABD’nin Sözleşmeli personelinden Mafya-Tarikat güçlerinden, BOP Eşbaşkanlarından, Deniz Feneri soyguncularından, çocuklarına yüz metrelik gemicikler alıp, eşlerinin parmaklarına 40 milyarlık yüzük takanlardan, Dolmabahçe Sarayı’nın eşyalarına bile göz koyanlardan temiz toplum kurmalarını bekliyorlar. Gafillerin ve hainlerin tertiplerine, psikolojik savaş yalanlarına kanmak için ne kadar arzulu insanımız var! İkiyüzlülüğe izin veremeyiz!

Susurluk’un, Gladyo’nun kökünü kazımak mı istiyoruz, yapılacak tek iş vardır: NATO’dan çıkmak!
NATO’dan çıkalım, Uğur Mumcuları kimse vuramaz!
NATO’dan çıkalım, Eşref Bitlis’in uçağını kimse düşüremez.
NATO’dan çıkalım, 1 Mayıs katliamları son bulur.
NATO’dan çıkalım, Kahramanmaraş’ta canlarımızı artık kimse baltalarla öldüremez!
NATO’dan çıkalım, kimse Atatürk Kültür Merkezi’ni kundaklayamaz!
NATO’dan çıkalım, kimse Madımak Oteli’ndeki o güzel aydınlarımızı cayır cayır yakamaz!
NATO’dan çıkalım, benim canım yerdeşlerim Kemaliye Başbağlar köylülerini kimse kurşuna dizemez!
NATO’dan çıkalım, Hırant Dink’i kimse öldüremez.
NATO’dan çıkalım, PKK terörünü, Hizbullah maskeli terörü kimse besleyemez!
NATO’dan çıkalım, Gazze halkına en büyük yardım budur!
NATO’dan çıkalım, Irak halkına en candan selam budur.
NATO’dan çıkalım! İkiyüzlülüğü bırakalım!”

NATO’DAN ÇIKMAK “YURTTA BARIŞ, CİHANDA BARIŞ”IN BUGÜNKÜ GÖREVİDİR!
Gladyo’yu temizlemek için tek çarenin “Atatürk’ün demir süpürgesi!” olduğunu söyleyen Perinçek şunları ekledi; “Atatürk’ün döneminde bu terör belası var mıydı? Hatta 1960’ları hatırlayınız, şu patlayan bombalar, havalara uçan kollar bacaklar var mıydı? Şu koruma ordularına bakınız, Türkiye Atatürk Devrimi dönemlerinde böyle miydi? Nerde o devrimin, o bağımsızlığın getirdiği barış ve huzur, o kardeşlik, o mahalle ilişkileri, o arkadaşlıklar ve sevdalar? Bu kan revanın ortasında, Türkiye’nin ilerlediğini, kalkındığını hangi mezhep, hangi akıllı söyleyebilir?
Buradan İşçi Partisi Genel Başkanı olarak bütün milletime sesleniyorum: NATO’dan çıkalım! Gladyo’nun kökünü kazıyalım! Bütün partilere, örgütlere de aynı çağrıyı yapıyorum. Kim Susurlukçu kim değil, mihenk taşı, bu çağrıya verilen cevaptadır. Kimse milleti aldatmasın! İkiyüzlüler meydana çıksın! Milletimiz kimseye aldanmasın!”

FETHULLAHÇI TAKIMI, NÂZIM HİKMET’İN ÖLÜSÜNÜ ÇOK SEVİYOR!
DİRİSİNİ HAPİSLERE ATIYOR!

Sorgusunda Nazım Hikmet’in yeniden Türk Vatandaşlığı’na alınmasını da değerlendiren Perinçek şöyle konuştu; “Son örnek: ABD güdümlü Haçlı İrtica’nın Nâzım Hikmet’in ‘itibarını iade’ riyakârlığıdır. ABD’nin Sözleşmeli Personeli, Fethullahçı takımı, Nâzım Hikmet’in ölüsünü çok seviyor! Ama dirisini hapislere atıyor!”

SAVCILAR HAKKINDA SUÇ DUYURUSU TALEBİ
Doğu Perinçek, Mahkemeden, İddianame’yi hazırlayan savcılar hakkında “iftira” nedeniyle suç duyurusunda bulunulmasını da talep etti.

Perinçek, suç duyurusu talebinde şunları belirtti: “Emniyet sorgumda ve savcılık sorgumda, bana yöneltilen suçlamaların çoğunun, uydurma, yalan, iftira olduklarını, mahkeme kararlarıyla, resmi belgelerle kesin ve tartışmasız kanıtlarla gösterdim. Savcı, bu durumda ne yapar? Uydurma, yalan ve iftira oldukları ispatlanmış iddiaları İddianame’ye koymaz! Soruşturma esasen bu nedenle yapılır. Oysa savcılar, uydurma, yalan ve iftira olduğu kendilerine ispatlanmış, kanıtları gösterilmiş suçlamaları, ısrarla, bile bile, kasıtlı olarak İddianamelerine koymuşlardır. Böylece Savcılar, iftira, sahtecilik, görevi kötüye kullanma, suç uydurma, mahkemeyi yanıltma, yargıyı yönlendirme suçlarını, İddianame’yi okuyarak, Mahkeme huzurunda işlemişlerdir. Kesinleşmiş Mahkeme kararlarıyla iftira olduğu saptanmış, iftiraları tekrar ederek, bile bile, kasıtlı olarak iftira suçunu işlemişlerdir. Suç belgeli ve kanıtlıdır. Tek celsede karar verilecek kadar açık bir suç var ortada. Mahkemeniz, sanıkların tartışmalı sözlerini, hakaret suçunun oluşması olasılığını dikkate alarak Silivri C. Savcılığı’na bildirdi. Böylece Savcıların sanıkları yıldırma ve savunma yapamaz hale getirme gayretlerine katkıda bulundu. Oysa burada tartışmasız iftira suçu var. Görev kötüye kullanılıyor. Suç uyduruluyor. Suç duyurusunda bulunulmasını talep ediyorum.”

Perinçek’in sorgusuna yarın devam edilecek.



Anasayfa | Özgeçmişi | Kitapları | Fotoğraflar | Video | İletişim | Ziyaretçi Defteri