|
|
Basın Açıklaması |
Özgeçmişi |
Kitapları |
Fotograflar |
Video |
İletişim
|
Ziyaretçi Defteri |
Doğu Perinçek, cezaevinden Tayyip Erdoğan'a mektup
yazdı;
'Ergenekon Terör Örgütü Operasyonu' başlığı altında
yürüttüğünüz uygulamalar, basit bir kanunsuzluk
olmayıp,
Atatürk Devrimi’ne stratejik düşmanlık boyutundadır.
(26 Haziran 2008)

İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek halen
tutuklu olduğu Tekirdağ Cezaevinden, Recep Tayyip
Erdoğan'a bir mektup yazdı. Perinçek'in mektubunu
aynen sunuyoruz;
Sayın Recep Tayyip Erdoğan,
Başbakan, Ankara
Sayın Milletvekili Onur Öymen’in “Ergenekon
operasyonu kapsamında, İlhan Selçuk, İşçi Partisi
Genel Başkanı Doğu Perinçek ve İstanbul Üniversitesi
eski Rektörü Prof. Dr. Kemal Alemdaroğlu’nun niçin
sabah 04.30’da gözaltına alındığına” ilişkin soru
önergesine, İçişleri Bakanı Sayın Beşir Atalay, şu
cevabı vermiştir:
“Şüphelilerden bazılarının yurtdışına çıkma
hazırlığında olduklarının tespit edilmesi üzerine
operasyon sabahın erken saatlerinde başlatıldı.”
Adalet Bakanı da bir süre önce aynı içerikte bir
açıklama yapmıştır. Hükümet üyelerinizin bu
açıklamaları, 21 Mart 2008 gecesinden beri devam
ettiğiniz kanunsuz uygulamalara gerçek dışı
gerekçeler imal etmek durumuna düştüğünüzü
göstermektedir.
Gerçekler şöyledir:
- Almanya’da bütün Türk toplumunu temsil eden
kuruluşların düzenledikleri “Irkçılığa Karşı Dostluk
ve Dayanışma” toplantılarına; diğer seçkin
şahsiyetler yanında, Sayın Prof. Dr. Kemal
Alemdaroğlu’nun, Sayın Ferit İlsever’in ve benim de
katılacağım, yazılı ve görsel basın yoluyla aylardan
beri duyuruluyordu.
- Toplantılar, Türkiye Büyükelçiliği’nin ve
Başkonsolosluklarının bilgisi dahilinde ve
destekleriyle düzenlendi. Devletin hem Emniyet
Teşkilatı, hem de Dışişleri Bakanlığı, toplantıların
konusunu, yerini ve zamanını biliyorlardı.
- Toplantılar, 22 Mart 2008 Cumartesi günü
Hannover’de ve 23 Mart 2008 Pazar günü Hamburg’ta
idi. Kanunsuz gözaltı uygulaması, bizlerin uçakla
hareket gününden bir gün önce oldu. Demek ki,
sorguya o gün veya daha önceki günler uygun
saatlerde çağırılmamız mümkündü ve yasalara uygun
olurdu.
Bu olgular karşısında,
1. TBMM kürsüsünden kamuoyuna yalan söylenmiştir.
2. Bizleri geceyarısı gözaltına aldığınızı mertçe
savunacak cesaretiniz ve gücünüz kalmamıştır. Çünkü
suçlusunuz.
3. Türkiye’den kaçmak, emperyalist devletlerle
işbirliği yapan “gaflet ve dalalet içindeki iktidar
sahipleri”nin yıkıldıkları zaman başvurdukları
çarelerdir. En utanç verici örnekler, Sultan
Vahdettin ve Damat Ferit’lerdir.
4. Türkiyemizi, ABD’nin BOP Eşbaşkanlarına ve ABD
ile “2 sayfa 9 maddelik gizli anlaşma” yapanlara
bırakıp gitmeyeceğimizi, emperyalistler de
bilmektedir, işbirlikçileri de! Ergenekon korkuları
da bu nedenledir.
5. Türk milletinin bağımsızlığını ve egemenliğini,
özetle Atatürk Devrimi’ni hedef alan bu kanunsuz
tertipleri, ABD ve AB makamlarının talimatlarıyla
uyguladığınız belgelenmiştir. ABD sözcülerinin,
Avrupa Parlamentosu’nun ve AB Komisyonu üyelerinin,
“Ergenekon’un üzerine sonuna kadar gidin” yolundaki
karar ve açıklamaları, sizi ele vermiştir ve bu
kanıtlar da suç dosyalarınıza girmiş bulunmaktadır.
6. Ergenekon Operasyonu’nu esas hedefine ilerletme
kararının 5 Kasım 2007 günü ABD Başkanı Bush ile
Washington’daki buluşmanızda alındığını, bizzat
yakın arkadaşınız Fehmi Koru iki kez ifşa etmiştir
(Kanal 7, 28 Ocak 2008 ve Yenişafak, 1 Şubat 2008).
Türk devletinin ve yargısının, Washington’da hiçbir
karar organı ve mekanizması bulunmuyor. Bu olayda,
ABD makamlarının almış olduğu bir kararın size
tebliğ edilmiş olduğu açıkça görülüyor. ABD ile BOP
Eşbaşkanlığı bağlantıları işlemektedir. O tarihten
sonra Ergenekon Operasyonu’nu bir “İşçi Partisi
Operasyonu”na dönüştürdünüz. Anayasa güvencesi
altında olan bir siyasal partinin Genel Başkanını,
Genel Sekreterini, Genel Başkan Yardımcısını ve üst
düzey yöneticilerini, Anayasa Mahkemesi tarafından
İşçi Partisi hakkında alınmış bir kapatma kararı
olmadan tutuklattınız ve İşçi Partisi’ni fiilen
kapatmaya kalktınız. Anayasayı çiğnediniz.
7. Türkiye’de Birinci Dünya Savaşı sonundaki İngiliz
ve Fransız işgalinden bu yana, ilk kez bir yönetim,
emperyalist devletlerin açık talimatlarıyla millî
güçlere ve Türk Ordusu’na karşı operasyonlar
düzenlemiş ve yurtseverleri hapislere atmıştır.
Vahdettin’lerin ve Damat Ferit’lerin tarihi mirasına
sarılmış olduğunuz sabittir.
8. ABD ve AB’den gelen talimatları uygulamadaki
pervasızlığınız o dereceye varmıştır ki, bizzat siz,
Başbakan koltuğunu işgal etmenize rağmen,
“Ergenekon’un üzerine sonuna kadar gidilecek”
türünden Atlantik ötesi dayatmaları aynen
seslendirerek Yargı’ya baskı yönelttiniz. Hatta
hükümetinizin üyeleri, Ergenekon tutuklamalarını,
AKP’yi kapatma davasına bir cevap olarak
uyguladığınızı itiraf ettiler. Hukuk devletini
ayaklar altına aldınız.
9. Alman devlet kurumlarıyla bağlantılı ırkçı terör
örgütlerinin yurttaşlarımızı evleriyle birlikte
yakmalarına karşı, Almanya’daki Türkleri
birleştirmek ve Alman halkının dostluğunu kazanmak
için yürüttüğümüz mücadeleyi arkadan vurdunuz ve bu
uygulamanızla da hangi cephede yer aldığınızı
sergilediniz.
10. Talât Paşa Komitesi olarak, “Ermeni soykırımı”
yalanına karşı Lozan’da, Berlin’de, Paris’te ve
diğer Batı merkezlerinde yürüttüğümüz mücadelelerde
bizi hep sırtımızdan hançerlediniz. Avrupa
Parlamentosu’nun 2006 yılı Eylül ayında aldığı
“Talât Paşa Komitesi’ni dağıtın” kararını
uygulayarak, Türk devletinin otoritesinin üstünde
başka egemenliklere bağlılığınızı kanıtladınız. Ve
en son tam İsviçre’nin soykırım önyargısına karşı
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)’nde dava açmak
üzere olduğumuz günlerde, bizi utanmadan “terör
örgütü” olmakla suçlayıp tutuklatarak, AİHM’deki
Türkiye düşmanı çevrelerle aynı cephede
savaştığınızı gösterdiniz ve onlara üzerinize düşen
desteği verdiniz. Hatta bilgisayarlarımızdaki AİHM’e
başvuru hazırlıklarımıza elkoyarak, bizi dava açamaz
hale getirme girişiminde bulundunuz.
11. Emniyet Genel Müdürlüğü Raporu’yla ulusalcılığı
“terör kapsamı içine” alarak, Türk milletine ve
millî devlete karşı stratejik düşmanlık içine
girdiğinizi ilan ettiniz. Buna bağlı olarak, Türk
milletinin bağımsızlığı için mücadele eden
yurtseverlere ve Türk Ordusu mensuplarına “Ergenekon
Terör Örgütü” adını verdiniz. Böylece bu büyük
milletin “tarih mirasını yıkma” hedeflerini ilan
eden Karen Fogg’ların Türk tarihine karşı psikolojik
savaşında da görev üstlendiniz.
12. “Ergenekon Terör Örgütü Operasyonu” başlığı
altında yürüttüğünüz uygulamalar, basit bir
kanunsuzluk olmayıp, Atatürk Devrimi’ne stratejik
düşmanlık boyutundadır. Ve Batı’lı emperyalistlerin
Kemalist Devrim’i tasfiye amaçlarıyla bağlantılıdır.
13. Türkiye Cumhuriyeti’nin yalnız laiklik ilkesini
değil, devlet bağımsızlığını, ülke ve millet
bütünlüğünü hedef alan emperyalist projede örgütlü
olarak görev üstlendiğinizi bizim saptadığımız tam
31 ayrı konuşmanızda ısrarla belirttiniz. 15 Şubat
2004 gecesi Kanal D ekranından yaptığınız “tarihî”
açıklamada, “ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi içinde
Diyarbakır’ı merkez yapacağınızı” söyleyerek,
ABD’den almış olduğunuz görevin içeriğini de
tanımladınız. Dahası ABD yetkililerinin, Büyük
Ortadoğu Projesi’yle Müslüman halkların yaşadığı “24
ülkenin sınırlarını ve rejimlerini değiştirme”
hedefine bağlanarak, yine ABD liderlerinin “Haçlı
Seferi” diye ilan ettikleri bu savaşta, Haçlı
ordularının yanında mevzilendiniz. Bu tarihî
duruşunuz, İslamiyet’i bir aldatma ve çıkar aracı
olarak kullandığınıza ilişkin saptamaların da kesin
kanıtıdır. Bu büyük suçunuz Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığı tarafından saptanınca, bu kez Anayasa
Mahkemesi’ne verdiğiniz 30 Nisan 2008 tarihli
savunmanızda, Büyük Ortadoğu Projesi Eşbaşkanlığını
inkâr ederek yalan yazdınız ve bu yalanınızı kendi
imzanızla belgelediniz.
31 kez itiraf ettiğiniz suçunuzu bugün Anayasa
Mahkemesi önünde inkâr ettiğinize göre, artık BOP
Eşbaşkanlığı’nın suç olduğunu biliyorsunuz.
Sonuç olarak, Ergenekon tertipleriyle bu milletin ve
Müslüman halkların geleceğine kasteden BOP
Eşbaşkanlığı yönetimi, işte yıkılmaktadır.
BOP Eşbaşkanlığı’nı, kurmaylarının ABD nezdindeki
“Bizi kullanın deliğe süpürmeyin” yalvarışlarına
rağmen, artık ABD ve AB yönetimleri de kurtaramıyor.
Türk milletinin iradesi, kesinlikle ABD ve AB
iradesine üstün gelecektir.
Büyük devrimci önder Atatürk’ün deyişiyle
“çıkarlarını yayılmacıların emelleriyle
birleştirmiş” nice iktidar sahibi, parmaklarındaki
pırlanta taşlı yüzükleri, sarayların eşyalarına bile
göz diken saltanat düşkünlükleri ve haramzedelerine
aldıkları gemileriyle birlikte batmışlardır.
“Türkiye’yi dünyaya pazarlamak”la açıkça iftihar
edenlerin, “ABD ile 2 sayfa 9 maddelik gizli anlaşma
yaptığını” itiraf edenlerin, Citibank’ın 3 milyar
dolar vergi borcunu hangi çıkar karşılığında
sildikleri henüz bilinmeyenlerin, kendileri şatafat
ve ihtişam içinde “yaşam biçimlerini” sürdürürken
milleti sadakaya muhtaç hale düşüren ve ülkeyi borç
batağına saplayanların saltanatlarının yıkılmakta
olduğu bu umutlu ortamda, size bütün insanî
duygularımla sade, dürüst ve şerefli bir gelecek ve
iyilikler dilerim.
Selam ve saygılarımla.
Doğu Perinçek
İşçi Partisi Genel Başkanı
1 No’lu F Tipi Cezaevi / B-54
Tekirdağ
Ek: “Almanya’da kitle örgütlerinden Denktaş,
Perinçek ve Alemdaroğlu’na cesaret ödülü” başlıklı 2
sayfalık haberin fotokopisi (Aydınlık, 16 Mart 2008,
s.24-25).
Basın Açıklaması |
Özgeçmişi |
Kitapları |
Fotograflar |
Video |
İletişim
|
Ziyaretçi Defteri
|
|