İşçi Partisi, 11 Kasım 2008 günü Ankara ve
İstanbul'da İsviçre Büyükelçiliği ve konsolosluğu
önünde yaptığı basın açıklamaları ile İsviçre
Konfederasyonu Başkanı'nın soykırım yalanına karşı
mücadeleyi provokasyon olarak niteleyen konuşmasını
protesto ederek, siyah çelenk bıraktı. Ankara'daki
eylem sonrasında İP MKK Üyesi ve Ankara İl Başkanı
Sefa Koçoğlu bir basın açıklaması yaparak, şunları
söyledi:
İsviçre Konfederasyonu Başkanı Pascal Couchepin,
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’le yaptığı ortak basın
toplantısında, isim vermeden ülkesindeki “Soykırımı
İnkar Yasası” nı protesto eden Talat Paşa
Komitesi’ni ve Genel Başkanımız Sayın Doğu
Perinçek’i provokatörlükle suçlamıştır.
İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, 2005
Temmuzunda içlerinde Talat Paşa Komitesininde
bulunduğu ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti eski
Cumhurbaşkanı Sayın Rauf Denktaş’ın da yer aldığı
200’ün üzerinde vatanseverle birlikte İsviçre’ye
gitmiş, yurtdışında yaşayan 5 bin yurttaşımızla
buluşarak ortaçağdan kalan “Soykırımı İnkar
Yasasını” İsviçre makamlarının yüzüne çarpmıştır.
İşçi Partisinin bu eylemleri çok etkili olmuş,
İsviçre basını ve kamuoyu aylarca yoğun bir biçimde
“Ermeni Soykırımı” nı tartışmış, İsviçre ve Batı
kamuoyunda bu tartışmalar sonucunda büyük bir
aydınlanma yaşanmıştır.
Lozan sorgu yargıçlığı önce takipsizlik kararı
vermesine rağmen ABD ve Süper NATO’nun baskıları
sonucu yargılanmasına hükmetmiş ve mahkum ilan
edilmiştir.
Sayın Doğu Perinçek’in eli İsviçre makamlarının
yakasındadır. İsviçre’nin hukuk dışı kararı temyiz
edilmiştir.
Neden Doğu Perinçek’e saldırılmaktadır? Doğu
Perinçek, Türk Milletinin direnme iradesinin
sözcüsüdür ve onun önderidir. Doğu Perinçek, bütün
dünyaya ve Türkiye’ye Büyük Ortadoğu Projesini
anlatan, Ermeni Soykırımı yalanını ortaya çıkaran ve
Ergenekon yalanını boşa çıkaran büyük bir liderdir.
O, Lozan kahramanı bir vatanseverdir.
İsviçre, kara paranın, yağmacının, terörist
örgütlerin parasını saklandığı bir kasadır.
İsviçre’nin kasalığından kaynaklanan bir
tarafsızlığı yoktur. Taraftır. Her zaman emperyalist
planların yanında yer almıştır.
Asıl provokatörler mazlum milletlerin kurtuluş
mücadelesini provoke edenlerdir. Asıl provokatörler
1,5 milyon Müslüman’ı katleden ABD’nin yanında yer
alanlardır.
Emperyalist saldırganlar, mazlum milletlerin
kurtuluş savaşını “terörizm”, “eşkıyalık” olarak
gördüler. Atatürk’ü de zamanında “asi”, “eşkıya”
ilan etmişlerdi. Biz bu tür karalamalara alışığız.
Ama bu karalamalar asıl provokatörün kim olduğunu da
gösteriyor. Provokatör, misafir olarak geldiği
ülkede, saygısızlık yaparak emperyalist niyetini
ortaya koyandır.
Pascal Couchepin’nin sözleri, Batı demokrasisinin
ikiyüzlülüğünü de ortaya koymuştur. Başka bir
devlette yargı safhasında olan bir konu hakkında
konuşmak onun haddine mi düşmüştür.
Bir sözümüz de Abdullah Gül’e var. Pascal
Couchepin’ler, Abdullah Gül’lerden cesaret aldıkları
için böyle konuşuyorlar. Emperyalistlerle iki sayfa
dokuz maddelik gizli antlaşma imzalayanlar, BOP
Eşbaşkanları kendi yurttaşlarına, yurtsever
aydınlara karşı emperyalistlerle kol koladırlar.
İsviçre Konfederasyonu Başkanı Pascal Couchepin’in
kara kapısına, teröriste ve emperyaliste destek
veren kapısına kara çelengimizi bırakıyoruz.