Doğu Perinçek’in Başyazısı (2 Kasım 2008)
Siz kim milli irade kim?

Şu sözü Meclis kürsüsünden CHP Genel Başkanı'nın
veya bir milletvekilinin Tayyip Erdoğan'ın yüzüne
söylemesi yerinde olurdu:"Siz kim milli irade
kim?" Ne var ki, bu tür büyük gerçeklikler,
tarihte hep sistemin dışından söylenmiştir.
BOP EŞBAŞKANISINIZ!
Bugün her yerde, her fırsatta Abdullah Gül -
Tayyip Erdoğan ikilisine hatırlatılacak gerçek
şudur:
• Siz, Türk milletinin değil, ABD'nin iradesini
temsil ediyorsunuz, BOP Eşbaşkanısınız!
• Siz, ABD'nin Sözleşmeli Personelisiniz, Washington
yönetimine "2 sayfa 9 maddelik" hizmet sözleşmesiyle
bağlısınız!
• Sizi iktidar koltuklarına oturtan, ABD
Gladyosu'dur; Abramowitzler'dir; Grossmanlar'dır;
Bushlar'dır!
• Siz milletin değil, şeyhlerin, cemaatlerin
iradesine bağlanmışsınız, İskenderpaşa Dergâhı
mensubusunuz!
İşte AKP'li saltanat düşkünlerinin çalımına son
verecek doğrular bunlardır!
İRADE FESADI
Toplumsal gerçeklikte olsun, hukukta olsun, iradenin
geçerli olmasının koşulu, bağımsız ve özgür
olmasıdır.
Nikâh memuru evlenen çifte sorar:
"Hiçbir baskı ve etki altında kalmadan falancayı
eşiniz olarak kabul ediyor musunuz?"
Ekonomik hayatta ve siyasette de böyledir. İradenin
yasal ve geçerli olması için, kişinin veya
topluluğun, özgür ve bağımsız kararı gerekir. Bu
koşul yoksa irade fesadından söz edilir.
SÜPÜRÜLEN İRADE!
Tayyip Erdoğan'ın en yakın çevresinden Cüneyt Zapsu
ABD yetkililerine diyor ki:
"Bu adamı kullanın, deliğe süpürmeyin."
Deliğe süpürülen milli irade olmaz!
Şu an Türkiye'nin en büyük gerçeği budur. Ülkemizi
Washington yöneticilerinin deliğe süpürebileceği bir
cemaat yönetmektedir. O cemaat, kaderini ABD'nin
süpürgesine bağlamıştır. ABD süpürgesiyle gelenler,
ABD süpürgesiyle gitmekten korkuyorlar.
ANAYASA MAHKEMESİNİ AŞAN YETKİ
Anayasa Mahkemesi'nin AKP hakkındaki kararı dahi,
Türkiye'de milli irade olmadığını kanıtlıyor. Çünkü
Türkiye'nin yazılı olmayan, gerçek anayasasına göre,
iktidar partisini deliğe süpürme yetkisi, ABD'ye
verilmiştir. Anayasa Mahkemesi, AKP'nin Cumhuriyet
yıkıcısı faaliyetin odağı haline geldiğini saptıyor,
fakat kapatılmasına karar veremiyor. Mahkeme de
biliyor ki, böyle bir karar, onun yetkisini aşar. O
yetki, Atlantik'in ötesindedir.
YASALAR İTHAL EDİLİYOR
Meclis'e ipotek koyan, Anayasa Mahkemesi
değildir; Türkiye'yi AB kapısında çarmıha
gerenlerdir.
Hangi Meclis iradesi?
Bugün Meclis'in milletten kaynaklanan bağımsız ve
özgür iradesi yoktur. Türkiye'nin yasaları Meclis'te
yapılmıyor; ABD'den AB'den geliyor. "Reform süreci",
"Uyum yasaları" vb dedikleri, Washington ve
Brüksel'de yapılan sözde yasalara parmak
kaldırmaktır. Meclisi bir cimnastik salonuna
dönüştüren bu süreç, 12 Eylül'de başlamıştır.
12 EYLÜL'ÜN GAYRİ MEŞRU ÇOCUKLARI
ABD'nin 12 Eylül darbesi, milli iradeye tecavüzdü.
Bu gladyo darbesi, aynı zamanda Türk Ordusu'na darbe
idi; 2000 Atatürkçü subayı TSK'dan attı.
12 Eylül rejimi, Cumhuriyet Devrimi'nin ekonomik,
toplumsal ve kültürel kurumlarını yıkan programı
zulümle, şiddetle uygulamaya soktu.
Kenan Evren'i yüzde 92 oyla Cumhurbaşkanı yapan
irade, Tayyip Erdoğan'ı da en son yüzde 47 ile BOP
Eşbaşkanılığı'na atamıştır.
Tayyip Erdoğan'lar, Tansu Çiller'ler, Turgut
Özal'lar 12 Eylül'ün gayrimeşru çocuklarıdır.
Amerikancı askeri darbeyle gelen Neoliberal programı
bunlar yürüttü.
GLADYO REJİMİ
Doğru, bu sistemin zehirli kökleri, İkinci Dünya
Savaşı sonrasına kadar uzanıyor. Ancak Cumhuriyet'in
kurumları, 12 Eylül'e kadar az çok yaşıyordu. 12
Eylül, bir Gladyo rejimi getirmiştir ve o Gladyo
doğası gereği Fethullahçı Gladyo olmuştur.
Artık demokrasi adına söylenen her şey, kuyruklu bir
yalandır.
Türkiye'de bir rejim sorunu vardır; Cumhuriyet
rejimi esas olarak yıkılmıştır. Varolan rejim,
Atatürk önderliğinde devrimle kurduğumuz Cumhuriyet
değil, bir Mafya-Gladyo-Tarikat rejimidir.
Sandıklar, seçimler, ABD güdümlü Haçlı irticanın
tahakkümü altında, halkın özgür iradesini fesada
uğratan dalavere mekanizmalarına dönüştürülmüştür.
İşte Cumhuriyet'e karşı asıl darbecilik budur.
Türban, ABD tarafından yalnız kadınlarımızın ve
kızlarımızın başına değil, siyasal rejimimizin
başına geçirilmiştir.
GAZOZ KAPAĞINDAN MADALYA
Şu gazoz kapağından milli irade madalyasını Tayyip
Erdoğan'ın göğsüne ne yazık ki MHP ve CHP taktılar.
ABD servislerinin 1996'da başlayan bir operasyonla
milletin tepesine oturttuğu cemaat mensuplarına, siz
"ABD iradesiyle geldiniz" diyemediler. AKP
liderlerinin "yüzde 47" diye tutturduğu laf
cambazlığı karşısında eziklik duydular. ABD'nin
kurguladığı sahte demokrasiyi sorgulayamadılar. Hele
MHP, yasadışı Gladyo rejiminin koltuk değneği oldu.
Zaten daha 1960'lardaki kuruluş amacı buydu.
AKP YÖNETİMİNİN YASADIŞILIĞI
Halkın ABD dayatmalarıyla ve Ortaçağ ağları
içinde zavallılaştırıldığı ve köleleştirildiği bu
milli irade fesadından tek bir çıkış vardır:
Bağımsızlıkla!
Özgürlükle!
Bağımsızlık varsa, milli irade vardır!
Laiklik varsa, özgür yurttaş ve milli irade vardır.
Milli devlet yaşıyorsa, milli irade vardır.
Bugün bağımsızlık da, laiklik de, milli devlet de
can çekişiyor.
O zaman milli iradeyi boğan bu tahakkümden
kurtulmak, bir ölüm kalım sorunudur.
Türkiye üzerindeki ABD ipoteğini kaldırmanın zamanı
gelmiştir.
İnsancıklarımızı cemaat ve tarikat şeyhlerinin
tahakkümünden kurtarmak şarttır ve biricik demokrasi
çaresidir.
Anayasa Mahkemesi, AKP iktidarının Cumhuriyet
yıkıcısı, yasadışı karakterini yargı kararıyla da
saptamıştır.
Abdullah Gül- Tayyip Erdoğan yönetimi, kaderini
Türkiye'yi parçalayan ABD'nin BOP planıyla
birleştirmiştir; Türkiye'yi parçalayan büyük
tertibin içindedir.
ÇAĞRI VE GÖREV
Bütün milleti, ülke bütünlüğünü ve Cumhuriyeti
savunan bütün siyasal partileri, BOP Eşbaşkanlığı'na
karşı birleşmeye ve ABD güdümlü saltanat
düşkünlerinin yüzüne şu büyük hakikati haykırmaya
çağırıyorum:
Siz kim, milli irade kim!
Bundan sonra milli irade, BOP Eşbaşkanlığı'na son
veren, Türkiye'yi bağımsızlaştıran ve halk
yönetimini kuran iradedir!
Türkiye halkı, AKP'yi süpürme yetkisini ABD'nin
elinden alacaktır.